28 Şubat 2014 Cuma

PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEYEN CİNS OLAYLAR!!

Küçükken bi arkadaşım vardı Turti ( Hala dostuz :) Böle yediğimiz, sıçtığımız ayrı olmayan cinsten. Dost desek daha doğru bir tabir olur zannımca.

Yıllarca sakladık herkeslerden ilk ve en büyük sırrımızdı Turtiyle. Gün gelipte böle herkese açık bi şekilde yazacağım hiç aklıma gelmezdi o zamanlar.

Neler yaşadık onunla yaa çinçan mı oynamadık. Saklambaçta çamlak çömlek patlasın diye montları mı değişmedik. Dalya da hep aynı takımda olurduk. O tazı gibi acayip hızlı koşardı. Apartman önündeki demir parmaklıklardan kimin kafası geçecek yarışları -tabi ben hep dombili olduğum için Turti kazanırdı kafası da kendi de küçücüktü-. Çok eğlendik beraber çook. 

O zamanlar  çok fenaydı bu Turti herkesin oyununu bozar gıcıklık yapar hırsını da alamazsa döverdi. Bi keresinde derdi neydi bilmem kolumun arkasından koltuk altıma doğru kısmını öle bi çimdirdi ki sandım öldüm acıdan. Ağlaya ağlaya bi hal olmuştum. Zaten kolum da uzunca bir süre öldüğünü düşünmüş olacak ki kadavra gibi mosmor oldu. Toplayamadı kendini garibim kolum uzunca bi süre. 

Çekiyodu beni manyak herşeye rağmen seviodum onu. Erkek çocuğu gibiydi. Hiç evcilik oynadığımı hatırlamıyorum onunla mesela. O dönemde çok yakın olmasakta sonra yapışık ikiz moduna dönüştük. 

Sonra bi ara bunun kafasına bişey düştü. Bi hanım hanımcık oldu. Balkonda oturup patchwork battaniye falan işlemeye başladı. Mahalle bi anlam veremedi bu duruma alla alaaa noldu Turtiye diye. Kıs gel aşada oynayalım, yok ben gelmiicem istemiorumlar başladı. E bende seviorum kızı baktım olmayacak ben de başladım bişeyler örmeye... 

Peder pek bi tripliydi onlara gitmeme. Hatta "gitme" eylemine komple tripliydi adam. Neyseki bunların balkon apartmanın önüne bakardı da pederin arabayı görünce hemen fırlardım eve. Bi dönem de böle geçti. 

Aşk meşk işleri de yok. Yani var da evin oralarda yok. Mahalle de öle mal dolu ki hepsi ağır kıro. Ya da manyak. Bi çocuk vardı hatırlarım parka çişiyle adını yazardı. Allahtan hiç pipisini görmedik. Bizim gözümüz yükseklerde tüm burjuvazi bizi beklio biz bunlara mı kaldık edalarında. Kızılayda hep takıldığımız FM cafedeki iki gence aşıktık. Muhtemelen çocuk la bunlar die bizle dalga geçseler de biz aşıktık. Bana baktı, bana güldü, ay bugün niye gelmedi, kesin bana aşık,  o yanındaki kız kim laaan muhabbetleri yapardık. 

Bide ben dombili hep şişkolar asılıyo bana "ton ton ton dardanel ton" şarkısını sölüyorlar yanımdan geçerken. Turti daha albeniliydi. Hayatımın hatası zaten hep sıska karılarla kanki olup kendimi suaygırı gibi hissetmek. Sonra yıllar geçip gerçekten şişman olunca anladım kiii ben şişman diilmişim o zamanlar o kızlar hep çok zayıfmış. 

Turtilerin evde hayat hep çok eğlenceliydi. Bizim evde olmayan herşey vardı mesela. Ketçap mayonez bizim eve hiç girmezdi. Turti bi makarna yapardı aç gözlüyüm ya öle bi sıkardım ki onları makarna değil ketçap mayonez çorbası içerdim sanki. Sonra kahve, o alıştırdı beni. Süttozu ve kahve de hiç eksik olmazdı evlerinden hep kahve yapardı bize. Alırdık kahveleri açardık radyoyu elimizde iskambil kağıtları sabah akşam fal bakardık. İyi çıkarsa doğru kötü çıkarsa yanlış olurdu fallar. Turtinin babası da iskambil kapıtlarına takıktı. Alır alır yırtardı. Bizde yenisini bulurduk. Hep saklardık köşe bucak kağıtları. 

 Pederden kaçıp kaçıp giderdim onlara. Allahtan peder erken yatardı da bu konuyu halletmek annecime kalırdı. Kaçıp gittiğim yer de yan daire ha. Sanmayın ki başka şehre gidiorum. Ama her akşam orda olunca batıyodu bizimkilere. Bizim peder kasıcı olduğu için bize de gelemezdik. Ev ev değil hapishaneydi. Volta atmak yasak, yüksek sesli kahkaha atmak yasak, müziği kıs baban uyuyolar. E böle olunca ben de hep Turtilere giderdim.  Hatta bi gece öle abartmışız ki kesin annem de evde yoktu. Şehir dışında falandı. Hayatta beni eve almadan uyumazdı çünkü. Uyuyakalmışız Turtilerde. Sabah zil sesiyle uyandık. Kapıda peder ama surat surat diil mahkeme duvarı... Saat kaç dedi. Ne mümkün cevap vermek.  Ahanda yedik dayaaa dedim. Annem de yok. Okul servisi gelmiş aşağıdan zile basmış ve ben evde yokum! Demekki kaderde böle bi ölüm yazılmış. Gazete manşetleri geçti gözümün önünden.  Evde bulunamayan kızı babası doğramak suretiyle katletti. Gencecik liseli kız evde 8936478236 yerinden bıçaklanmış olarak bulundu. Bakışları yetti pederin 578325487325 yerimden bıçaklamaya. Çok laf etmeye vakit bulamadı ya da ben formam, çorabım kitaplarım derdindeyken duymadım onu. Tabi her zamanki gibi yasakladı Turtilere gitmemi. 

Bir cumartesi allandık pullandık Karuma gitcez Turtiyle. Dolaşcaz tabiki sadece yoksa para nerdeee alışveriş fln yapacak. Hiç sevmem Karum'u da ne demeye gidermişiz naaapmaya gidermişiz anlamıyorum. Ama işte popüler bi yerdi gitmek için. Aslında bu sefer bi amacımız varmış. Evren bize mal ötesi olduğumuzu kabullenmemiz için bir oyun hazırlamış. Biz habersiz iki keko gezioz tozuyoz. Sonra böle iki bebe takıldı gözümüze. Allahııım nasıl hoşlaar. Bide zenginler belli marka marka montlar, saç baş jöleli. Bakıp bakıp kıkırdıyoruz bunlara. Biz nereye onlar oraya uzaktan bakışmalar. En sonunda yanımıza geldi bunlar tanıştık. Ne tipleri ne de adları aklımda değil. Nasıl silmekse hafızadan:) 

Hadi gidip bi kafeye oturalım dediler. Bayılmışız çocuklara. Hem mahalledekiler gibi avam da diiller. Turtiyle birbirirmize bakıyoruz. Cebimizde beş kuruş para. Tunalı da değil bununla bişey içmek kafenin kapısında duramazsın. Amaan dedim baksana zenginler ödesinler hesabı bize ne. Turti mırın kırın etti ama ikna oldu.

Cafe de cafeee. Bilenler bilir Tunalı da meşhur kafelerden biri. Lüks ve pahalı bir yer. Oturduk neyse menüler geldi. Kola mola hikaye biz 55 lik gün teyzeleri gibi bir çay söyledik. Çocuklarda afalladı. Ben bişi içmicem karnım çok şiş dedim. Turti çok sever çayı o içsin dedik. Ulan mal lisedeki çocuklar çay içer mi! Onlar fast food takılır. E naapsaydık, biz fakiriz mi deseydik.

Çocuklar yedi de yedi. Hamburger menüler kolalar dondurmalar. Biz Turtiyle ağzımız sulana sulana seyrettik onları. Sonra gelmez olasıca çişim geldi benim. Ya da gelmedide hep bi vardır ya kızlar tuvalete gider, kritik yapar olaylarla ilgili o mod da olabilir. Hadi Turti lavaboya gidelim dedim. Gittik kakara kikiri. Ruj sürdük, saçımızı düzelttik, bebeleri çekiştirip paylaştık. Sonra parfüüüm derken çıktık. Tuvalette oturduğumuz masayı görür cinsten bir yer. Kapıdan çıkmamızla ikimizin de çenesinin üç kilometre aşağı düşmesi bir oldu. Masa aynı masa, tabaklar aynı tabak, bizim içilemeden eşek zidiğine dönmüş çay da orda amaaa bizim bebeler yok. Masaya yürüdük. Oturduk. Tuvalete gitmişlerdir umuduyla beklemeye başladık. Sonra bide dışarı baktık hani belki sigara içmeye fln çıkmışlardır diye. Kimse bir diğerine mal gibi ortada kaldığımızı itiraf edemedi. Bir saat bekledik. Kimse gelmedi. Bir saatte ne yapacağımızı düşündük. Para yok ki hesap ödesek. Hayır gidip durumu birine anlatsak durum durum değil ki anlatılacak. Allaaan salakları bakışı yemek var birilerinden. Bulaşıkları mı yıkasak paspas mı atsak faztazilerimiz bitince müdürle konuşmaya karar verdik. Bakınıyoruz ortalarda müdür kılıklı grandtuvalet biri de yok. Ay ne rezalet biz salağız ve az sonra tüm kafe çalışanları bunu öğrenecek. Bide şimdi olsa o kadar sallamam ama o dönemler o yaşlar kendini kanıtlama, biryerlere koyma çabasıyla dolup taştığın çağlar. Bir şey olsun deprem, sel, doğal afet bi tek biz ölelim istiyoruz. Bu arada bizim Kızılayda sürekli takıldığımız FM de önceden çalışan bir garsonu gördük orda. Hiç yakınlaşmadığımız bir tip artı içlerinde en efendi olanı. Daha az rezil olmak adına bide bizi kesin biliodur hergün ordayız diyerekten gittik yanına olanı biteni anlattık. Garsonun yardımcı olduğu tek konu müdürün yerini göstermek oldu. Onun dışında bi ton aşağılanma ve nasihata maruz kaldık. Ne bilelim canım, safız, salağız daha çok yeniyiz bu camiada. Yeşilçama gitmiş olsak kesin artiz olacak kadar malağız. Gel kız seni artiz yapayım ama önce tadına bakayım şarkılarıyla büyümüşüz ama bu beynimizi geliştirmemiş. Saolsun müdür çok yardımcı oldu. Sanki çalışanlar hiç yemek yemio mal. Bişi olmaz da demedi. Kimliğimizi bırakmak zorunda kaldık. Parayı getirince alırsınız dedi. Çıktık götümüze baka baka koşa koşa eve gittik. Lafın gelişi bu arada o koşmalar öle Tunalı da fln oturduğumuz yok. Allahın siktir ettiği yerde evimiz otobüsle bir saat. Bir saatte napacaz konusunu netliğe kavuşturmamıza yetti. Bi ablamız vardı bizim apartmanda. Böle şimdilerdeki ben gibi. Küçük kızları seven, onlarla arkadaş gibi olan ablalardan. Evine gider hep sohbet ederdik. Bize kahve falı bakardı. 

Neyse gittik ve herşeyi anlattık çok güldü bize ama parayı vermekten de geri durmadı. Bizde söz abla ödicez borç dedik tee nerden bulup ödeyeceksek. Ödemedik te nitekim. Ertesi gün pazar ben ölsem evden çıkamam peder evde. Turti gitti parayı ödedi kimliğimizi alıp geldi. Zengin, hoş, marka bebelerle ilk tanışmamız hüsranla sonuçlanmıştı. O günden sonra Turtiyle beraber aynı anda tuvalete bi tek evde gittik. Altımıza etsek te dışarda aynı anda hiç tuvalete gitmedik. Pis zengin zübbeler. Kahrolsun salağizim :)
P. S: Çok sevgili okuyanlarııım tanıdıksanız yazdıklarım tamamen uydurma eğer tanışmıyosak bilin ki hepsi gerçek hayattan kesitler :)))

26 Şubat 2014 Çarşamba

OTUZBEŞİNDEN SONRA AZAN KADINI BLOG PAKLAR

      Şu an ne kadar kendime inanamasam da bir blog oluşturmuş hatta oluşturabilmiş dielim nedense yaşlıların neden teknoloji fakiri olduğunu anlamaya başlamış bulunmaktayım. 
         Küçükken küçük dediğim de lise son cebime gir yaşları yane her türlü teknolojik alet benden sorulurdu ama şimdilerde böle iki çocuk doğurmuş beyninin üçte ikisini onlara vermiş telviyeliğe adım atmış biri olarak amaaan anladınız işte öle kolay değil otuzbeşindee blog oluşturup bişiler yazmak...
         Aslında böle bi yazma yetim vardı galiba mesela küçükken kitaplarımın boş kalan her yerine aşık olduğum adamın adını yazardım:) Annem kafayı yerdi onları sileceğim diye babam görürse kafamı gözümü patlatacağı için...Yazık balık kadını annemde her daim tetikteydi. Bide hatun çok Türk filmide seyretmezdi ama acayip bi hayal gücü vardı...minik parfüm testırlarını eroin sanması gibi :) Uzunca bi süre saklamış ta nice sonraları bana sormuştu bunlar ne die :)
         Sonraa günlüklerim allaam derya deniz aşk meşk ölmekler bitmekler yalamaklar yutmaklar...Bi dönem annem okumasın diye İngilizce yazılmış ama yediğim bokları anlatmaya İngilizcem yetmediği için bırakılmış günlükler...
          Haaa bi de çoook ciddi iki çocuk hikaye kitabım var ödüllü fln yanee ama sölemiim ne olduğunu da gün gelip buralarda yazdıklarım okununca milli eğitim kitaplarımı yasaklatmasın şey gibi neydi ay hep üzüntülü şeyler yazan adam hah Kemalettin Tuğcu :)) ben de öle artık evde aramalar fln WATTEVIR kitaplarını toplatmalar aman da amaaan 
Neyse karılar, küçük yaratıklar bende laaaf çoook görüşmek dileğiyle takip edilmek dileğiyle öpmekler sevmekler :)