22 Nisan 2014 Salı

AşK İçİn AşK

      Tembel, hayal gücü yüksek, zor durumda kalmış insanlar yaratıcıdır. Ben yaratıcı mıyım? Evet. Peki hangi kategoriye giriyorum? Zor durumda kalmış insan... 

      Conq dan sonra kendimi toplamam zor olmadı. Neden mi? Neden olacak canım Diceyim vardı zaten benim. Yine başladım kendimce bok atmaya. Zaten şişmanı, poposu kocamandı. İşi gücü yoktu. Sabah akşam kafe beklenmez ki canım. Hem yaşıda büyüktü... Derken ben yine başladım Dicey diye tutunmaya. Komplo teorileri üretmeye. Napip nedip girmeliydik Kimliğe. Turtiyle ders aralarında çözüm yolları üretmeye çalışıyorduk. Hatta bi ara Turti kendini feda edip acaba izbandutla sevgili falan mı olsam bile dedi. Düşünsene hem Kimliğe rahatça girerdik, hem de olası bir polis baskınından yırtardık. Çok seviyorduk birbirimizi abuk sabuk feda edecek kadar. Ama yani şimdi bakıyorum da yani Turti ve İzban! Kelebek ve at yazık lan kıza... Yani aşkımdan ölsem de böyle bişeyi kabul edemem. İzban vurulur Turtiye. Hem çıtır, hem güsel.. Ama yok yok olmaz. Bunu atladık... Kimliğin sahibi.. Ay saçmalama yaa. Kocaman amca. Hem Kimliğin sahibine asılsak adam bizi içeri mi sokar. Peruk alsak? Hani şöyle yaşlı ve başka dursak. He canım he, su yoluna çevirdiğin bardakiler sen peruk takınca tanımayacak seni. Hadi tipini geç o memeleri nereye saklıycaksın. Nerdeyse dünya üzerinde senin gibi üç beş var yani. Yok anam yok onu da yemezler. Üff yaa bişey olsaaa ve biz birden bire 18 olsak iki sene çabucak geçse... Hmm acaba iki sene bitkisel hayata mı girsek? Ay hayır olmaz o sırada birileri kapar benim sevgilimi. 

      Yaşımızı nasıl büyütcez yaaa?? Derkeeen aklımıza mantıklıya yakın bir fikir geldi. En azından Turtiyi ateşe atıp İzbana vermekten daha mantıklıydı. Okul kimliklerimiz! Hem doğum tarihimiz de var. Ama sıkıntı iki yaş büyümemiz gereği. 9 7 olacak ve bizim İzban anlamayacak. Peki de nasıl olacak bu iş? Tükenmez kalem silgisiii. Ne büyük icat. Hemen kırtasiyeye gidip aldık bi tane. Anacım ne yokluk zamanı kaç kırtasiye dolandık onu bulucaz diye. Önce bir deneme yaptık. Kağıt üzerine çizdiğimiz tükenmez kalemi silmeye. Yahu kardeşim madem bişey buldunuz adam gibi bişey olsun. Evet çok başarılı, tükenmez kalemi siliyor bu silgi. Ama ya kağıt. Kağıt kağıtlıktan çıktı. Eli yüzü kaydı, eridi. Allahtan kimliğin izerinde direk denememiştik. 

      Sonra aklıma ilk okulda ödev yaparken kullandığımız bir yöntem geldi. Uzunca bir süre kağıt israfının hat safhada yaşanmasından sonra kendimce geliştirdiğim bi yöntemdi. Hatalı yazdığımda asla üstünde düzeltmeye çalışmaz yeni bir kağıda yeniden yazardım. 

      Ay Allahım aklıma ne geldi. Eskiden hani fişleri toplardık. Katma değer vergisi adı altında. Sarı zarflara yazardık. En büyük zevkim o fişlerin tutarını toplamaktı. Ama hesap makinasındaki C nin işlevini bir kaç sene önce öğrendiğimi düşünürsek her yanlış yazışımda başa dönmemle şu Türk filmindeki para sayma sahnesinin benzeşmesini anlamanız hiç güç olmaz. Böyle bir kısır döngünü uzunca süre yaşadım. 

      Yöntem ne mi? Toplu iğne ile yazılmış yazının düzenlenmesi. Bu toplu iğne ile ilişkimin açıklanması için bi çocukluğuma inilmesi lazım. Küçükken biraz manyaktım sanırım. Kara sinek var ya hani iri olan. Onları pencereye kadar kovalardım. Sonra yakalayım toplu iğneye takardım. Durun durun daha vahşete yeni başlıyoruz. Sonra o iğneyi duvara çakardım. Sineğin üstüne kolonya dökerdim. Son darbe kibrit. Ateşe verip yakardım hayvancazı. İçimde ne cins bişey varmış yahu, isimlendiremedim bile. Iyyğğ iğrendim kendimden.

      Neyse aldık toplu iğneleri, kimliklerimizi Turtiyle başladık 9 u 7 yapma çalışmalarına..Doğum tarihi kısmını toplu iğneyle dinozor fosili bulmuş arkeolog inceliğiyle kazımaya başladık. Allahtan 8 i 1 yapmaya çalışmıyoduk. Bir iki deneme ahanda olduuu. Hemde çok başarılı oldu. Kimlik biraz yıpranmış gibi görünse de tükenmez kalem silgisinden daha başarılı olduğu kesindi. Altın bulmuş gibi oldum desem yalan olmaz. Bi kaç kişinin onayına da sunduk. Başarımız takdire şayandı. Napalım canım evet doğru haklısınız sahtecilik oluyor bu. Hatta polis baskınına maruz kalsak sadece yaştan değil bide kimlik üzerinde oynamaktan hapis yatcaz. Aman boşverin benim babam o hapse girmeme izin vermez zaten. Çok düşüncelidir kendisi. Direk bir yılllık hastane tedavisine maruz bırakır beni. Gayet masumane aşk yaşarken illegal yollara başvurmamızın tek sebebi o izbanduttu. Ama bunlar hep, aşk için aaaaşkkk bende sapına kadar var o ayrı.

14 Nisan 2014 Pazartesi

MANUKYAN MIYIM?

Kimlik sadece önünden geçip acaba Dicey napıyor içerde merakından öteye gidemedi uzunca bir süre bizim için. Ama bu Conq aşkı beni pek tatmin de etmiyordu. Aklım fikrim Diceyde.. Ne naneler yemiştir diorum bir yandan da ama işte gönül elvermiyor. Amaan kızım ya alıp eve koca mı yapacaksın diyorum. Bir tarafım evet saçmalama derken diğer tarafım ayy ne güzel olur diyor :) o zamanlar işte birini eve alıp koca yapmanın matah bişey olduğunu sanıyorduk, her bekar kız gibi...

FM e gidiyoruz her hafta. Bizim Conq bi varsa bir yok kafede. Cep telefonunun falan da olmadığı bir dönem. Allah nasip ederse görüyoruz, etmezse görmüyoruz adamı. Hayır bir yedek yapıcam kendime de cafede yakışıklı adam kalmadı. 

Zaten duygu durumumuzda inişli çıkışlı. Bir çok aşığım çok aşık, bir aşık değilim hiç aşık... Bu Conq garip bir tipti. Yani ya kocaman kalbi olan ve herkesi haddinden fazla seven bir melek, ya herkese asılan bir sapık, ya da kendini altmışında hisseden görmüş geçirmiş amca. 
Bi gün geliyor böyle göz süzmeler gülmeler, bir gün geliyor seni hiç tanımıyor, bir gün geliyor seni kesen çocuklardan koruyor. Ay bunları yazarken düşündüm de bu erkek milletinin hepsi dengesiz. Ne istediklerini bi bilseler ah. Gerçi hepsinin ortak noktasını çok iyi biliyoruz ama. Geçmişe dönüp bakınca farkettim ki hep manyakların inişli çıkışlı ruh halleriyle uğraşarak telef olmuşum. Ben de pek akıllı sayılmam ya onlarla uğraşıp vazgeçmemişim de...

İşte böyle günler geceleri kovalarken aman ne merak ediyorsunuz canım. Tabiki de Conq la aramda bişey olmadı. Bana ne olarak yaklaştığının adını hiç koyamadık. Ben böyle bunalınca yine Diceyim aklıma geldi. Adamı görmek için ne yapsan düşüncelerimle beraber. Aklımda birden içeride sigara çok içildiğinde açılan arka kapı geldi. Oralara bir yerlere saklanırsam açtıklarında içeri girebilirdim.

Turti bu fikri pek beğenmese de sonunda ikna oldu. Ertesi gün dershane çıkışı FM e gidip Kimliktekilerin kudurup, sigara içip bayılmasını ve arka kapının açılmasını bekledik. Zaman geçmek bilmiyor. Acaba yeterince kalabalık değil mi, ya bugün açmazlarsa.. Tam kalkıp gitmeye karar verdik ki Conq yanımızda bitti. Elimden tutup beni bir kenara çekti. Allahım öleceğim sandım. Hiç beklemediğim bir anda adam aşka mı geldi ne. Tabii hissetti onu terk edeceğimi. Bide şu evren yasası mıdır ne halttır ne gıcık yaa... Çok üstüne gidersen olmaz, rahat bırakırsan olur. İyi de ben adamı istemediğim zaman bana vermenin ne anlamı var sevgili evren.

Seninle bişey konuşmam lazım dedi. Hem merak ediyorum hem de aklım Diceyde. Bir iki saatlik işim olduğunu sonra geleceğimi, o zaman konuşabileceğimizi söyleyip Kimliğe doğru yol aldım. Karmakarışık bir ruh haliyle yürüken önüne bakmazsan gördüğün ilk çocuğa çarparsın yaşantısı beni buldu. Allahım ya sadece çarpmakla kalsam iyi çocuğun üstüne çıktım. Garibim altımda debeleniyor. Nasıl da cılız bişey, balık etli olduğumu düşünecek olursak birkaç kaburgasını kırmış olma ihtimalim yüksek. Ama gözümü bir açtım kiii çocuk bir içim su mu! Allahım yaa tüm erkekler mi yakışıklı, ben kör müyüm, sen benim karşıma böyle hep hoşları mı çıkarıyorsun. Kendime geldiğimde artık toparlanmam gerektiğini farkettim. Apar topar kalktım çocuğun üstünden ay çok pardon dalmışım falanlar, çocuk ne dese beğenirsiniz. Benim için zevkti. Ahahah o ne demek yaa adamın tombul bir kızın altında ezilme fantazisi olduğunu kim bilebilirdi ki! Yoksa yoksa hayır canım beni beğenmiş ve güzel bulmuş olabilir mi? Amaan ne diyorum yaa kesin kocaman memelerimin altında kalmış olmaktan mutlu olmuştur manyak. Çocuğa boş boş bakıp Kimliğin arkasına dolandım. Turti nerde mi? Yanımdaa ama krize girmiş gülmekten, ha işedi ha işeyecek altına. Aha dedim fırsat bu fırsat Kimliğe tuvalet bahanesiyle girebiliriz. Altımıza işememize izin vermezler herhalde dimi? Sen öyle san. Bizim İzban'a durumu anlattık. Adam odun, duvar, kalas, beton yaa... Gidin başka bir yere işeyin burası olmaz dedi. Sanki biz finoyuz başka bir ağacın altına işeyebiliriz gibi. Küfrede küfrede yandaki kafenin tuvaletine gidip rezil olmaktan kurtulduk. 

Sonrasında Kimliğin arkada başladık beklemeye... Bir saat geçti yok, iki saat geçti yok. Haydaa her zaman duman altı olan, deli gibi dans eden tiplerin saunaya çevirdiği Kimlik bugün bir nezih hastane edasında galiba. Kapılar açılmıyor... Turti çok bunaldı. E kız haklı ben belki de varlığımdan hiç haberi olmayan bir adamı göreceğim diye iki saat çörün çöpün ortasında beklenmez ki.. Tam gitmeye karar verdik yürüyoruz. Anahtar sesleri duyuldu. Hemen saklandık... Veee beklenen son kapı açıldı. Bir süre gizlendikten sonra gizli ajan edasıyla kapıyı kollayıp içeri sıvıştık. Allahtan öyle kalabalık ki kimse bizi farketmedi. Dicey kabinine doğru onun memesiyle bunun kıçıyla bütünleşerek sıkış tepiş yürüdük. Dicey kabininin ışıkları da kapalı... Ay bende bir heyecan bir heyecan kaç haftadır görmediğim aşkım orda ve saniyeler sonra biz buluşacağız... Derkeeeen ışıklar yandı. Aman Allahım o da ne Diceyimin yerinde yeller esiyor. Tanımadığım bir tip kabinde. Ühühüüüü ben Diceyimi isterim Diceyim nerde diye tepinebilmek isterdim ama olmadı. Ya bak işte yaaa gitti. Kaçırdım elimden... Belki de yokluğuma dayanamamıştır. Gözümüze kestirdiğimiz ilk garsona yapıştık. Duyacaklarıma hiç hazırlıklı olmasam da sordum nerde diye. Oohhh şükür yaa sadece hasta olduğu için izinliymiş. 
Şimdi ben neye yanayım.... İki saat mal gibi beklediğime mi, Conq u elimden kaçırmama neden olabilecek bekletme davranışına mı, üstüne düştüğüm çocukla birşeyler içebilme olasılığımızın yok olmuş olmasına mı, Diceyimi göremediğime mi!?!?

Geldiğimiz gibi çıktık Kimlikten bari FM e gidelim de Conq la takılayım dedim. Neyse gittik benimki orda. Beni görünce ağzı kulaklarına vardı. Ay ne konuşacak acaba benimle herhalde sevgili olmadan direk evlenme teklif edecek.. Ay ne derim. Daha üniversite okuyacağım ben. Bekler mi beni. Çok severse bekler. Ya da evlenelim ben öyle de okurum. Babam ne der yahu...bazen beynimi aldırmak istiyorum. Bu kadar çok düşünmek ve bir sonuca varamamal beni çok yoruyor.

Conq yanına gittim. Geldim konuşalım dedim. Bana boş boş baktı. Hatırlatma ihtiyacı hissettimm. Hani iki saat önce gelmiştin benimle bişey konuşacaktın. Haa dedi dana. Tamam yaa halletttim gerek kalmadı. One demek yaa benimle ilgili bir ilişki kararını başkasıyla mı hallettin. Ne konuşacaktın dedim ben! Ay öküz, ay dana, ay mal, ay mandaa... Söylediğim diğer küfürleri yazmıyorum. Kızın biri varmış benim yanımda görmüş çok hoşmuş, tanıştırırmıymışım...

Aklıma ortaokulda yaşadığım bir olay geldi. Sınıfta bir çocuk vardı. Böyle biraz hoş. Ya da bizim boşluk durumu adamı hoş hale getirdi bilemiyorum. Aşık gibiyim kendisine de.. Bir gün tenefüste yanıma geldi. Heyecandan dilim tutuldu. Bişey konuşacağım senle dedi. Tamam dedim. Bir kız vardı öğlenci. Ondan çok hoşlanıyormuş. Ben aralarını yapabilir miymişim. Tamam dedim çocuğa. Üzüntü ve sinirle karışık duygu durumuna büründüm ve gidip kızla hiç konuşmadım. Ertesi gün gördüğümde, o başkasına aşıkmış dedim. Çocuk çok üzüldü ama bana gün doğdu... Aradan bir iki ay geçti. Bir gün bunları yolda el ele gördüm. Tüm foyam ortaya çıkmıştı. Meğersem kız da hoşlanıyormuş bu çocuktan. Çocuk konuşunca sevgili olmuşlar hemen. Biri beni yerin dibine itebilir mi!!!

 Neyim lan ben Manukyan mı. Herkes bi birini ona ayarlayayım diye bana yaklaşıyor. Töbe yaa beni mi buldun bula bula. Turti den niye rica etmiyorsun? Conq danası çok aşıktım ben sana yaa hayallerim vardı benim. Hmm peki dedim ve koşarak kafeden çıktım. Böğüre böğüre trene doğru yol aldım. Turti konuştu durdu, ben hiç anlamadım, hiç dinlemedim, hiç duymadım. Kendimi inandırdığım, kendim yazıp kendim oynadığım bir peri masalı daha böylece sonlanmış oldu.

10 Nisan 2014 Perşembe

İYKi DOĞDUN TURTİİİ

Maceralarımın yandaşı dostum Turtimin bugün doğum günüsü... En büyük sırlarımı paylaştığım, manyaklıklarıma dahil ettiğim, her aşkımda sabahlara kadar beyninin etini yediğim, fal üstüne fal baktırdığım, sabahlara kadar radyo dinlediğim, şarkılardan fal tuttuğum, cimciklendiğim, çorba pişirenim, kahve yapanım, uzaklarda olsa da görüştüğüm anda kaynaştığım, çatlağım, manyağım seni seviyore ve en içtenlikle iyki doğdun diyore 😘

2 Nisan 2014 Çarşamba

KARPUZ KABUĞU

Ertesi sabah biz iki kezban yine bindik trenimize gittik dershaneye. Kezban derken oturduğumuz muhit itibariyle yani. Yoksa yolda yürürken kırolar bize "Anaa la bebe bak turist gelmiş bizim buralara" falan derlerdi. Biz oturduğumuz yerin yerlilerindendik. Yani daha modern daha havalı daha zeki daha farklı herşeyimizle dahaydık. Ama nerde oturduğumuz söyleyince herkeste bir irkilme olmaz değildi. Neyseki sonrasında hiç orda oturuyor gibi bi tipiniz yok diyerek yüceltirlerdi bizi.

 Trenden indik kakara kikiri lak lak yürüyoruz. Turtinin boyu da böle benden biraz kısa. Tam Abdi İpekçi parkının ordan geçerken adamın birinin bize doğru hızlı hızlı yürümeye başladığını farkettik. Böyle iri, uzun, pis, kıro bi amca. Çok önemsemesekte dikkatimizi çekti. Tam yanımızdan geçerken elini Turtinin memesine atmasıyla şoka girdik. Ya da ben şoka girdim. Yani git kendini bir yerden aşağı at, trenin altına gir ama Turtiye dokunma. Anlatmıştım dimi çocukluğunu. Adamı doğduğuna doğacağına pişman eder walla. Anlaşılan o ki Turtinin şok kısa sürmüş. Ben kendime geldiğimde Turti adamın yakasına yapışmış. Ordan güç alarak zıplamak suretiyle kafasına kafasına gömmekteydi. Adam kurtulamıyo da kene gibi yapışmış. Bir yandan da küfürün bini bi para. Uzun iri adamın yanında zıp zıp zıplayan Turti çok komik görünüyodu. Son bir hamleyle adamı yola doğru itti. Alllahıııımmm otobüs gelior. Adam otobüsün altına girmekten son anda kurtuldu walla. Turti daha hırsını alamamış adamı parçalayacak. Adam önde Turti arkada bir süre koştular. Turtiyi yakalayım desem anacım ne mümkün kız kız değil tazı. Neyseki bir süre sonra kendiliğinden durdu, yanıma geldi. Ben tuttum yürü kızım geç kalıyoz falan ayaklarıyla sakinleştirdim. Adamın tutmaya çalıştığı son memeydi galiba. Kesin bu olaydan sonra adam sevişirken bile meme tutamaz olmuştur. Aslında böle sapıkların üstüne salacaksın Turtiyi bak gör bi daha sapıklık yapıyorlar mı! Sosyal düzen açısından gerekli bir arkadaşımızdır Turti.

 O değil neden Turti onu da anlamadık. Herhalde bu kız mı değil mi diye kontrol amaçlı tuttu. Yoksa yani ben orda dururken yürüyen meme olarak Turtiye saldırması garip oldu. Tabi adamın eline gelen karpuz kabuğu olarak nitelendirdiğim misyenden başka bişey değildi. Küçük memeli kızlaar biliosunuz neyden bahsettiğimiii. Hep çok özenirdim o karpuz kabuğu misyenlere. Tabi 250 bedeni hiç yapılmadığı için de hiç giyme şansım olmadı. Ha bi keresinde çok pahalı bir mağazada böle kocaman bir tane bulmuştuk. Denedim de üstelik. Ama ben oldum üç kafalı canavar. Kafamı diğerlerinden ayırt edemez bir görüntü oluşmuştu. Neyse canım zaten çok pahalı diye avunmuştum. Bu arada bu misyene verdiğim paralarla bi kaç villa bi kaç araba alırdım yani. Bizim minik memeliler gider pazara alır üçe beşe ben giderim altmış yetmiş. Adaletsiz dünya işte. Taşıdığım yetmezmiş gibi, eziyeti yetmezmiş gibi bide bi ton para harcardım o memelere. Pis memeler. Küsüm size...

FM de buluşmak üzere ayrıldık. Hayat hikayemle ilgili son provaları da yaptık. Oh mis. Herşey hazır. İnşallah gelir Conq da kaynaşırız dualarıyla dershaneye gittik. Bu arada biz farklı dershanelere gidioruz. Turti dil ağırlıklı bir dershaneye gidiyor. Bense saçma sapan bir lise hayatı geçirmemle birlikte olabilecek en iyi dershanelerden birine gidiyorum. Pis torpilli hocaların olduğu, herkesin dershaneye gittiği seninse gitmediğin bir okulda okumak en büyük şanssızlığımdı. Adı sanı çok güzeldi okulun. En lüks semtteydi. Ama işte geleceğimin içine de etti. Çok daha farklı bir yerde olabilirdim. Pis lise sana da küsüm.

 Kimlik ve FM aynı sokaktaydı. FM e giderken içim cıız etti. Kimliğin önünden geçerken. İzban bütün ihtişamıyla kapıda duruyordu yine. Özlemişim dedi içim. Şimdi ben de yokum kesin birini bulur Diceyim kendine. Derin bir iç çekerek ve izbana pis bi bakış atarak yoluma devam ettim. Yolda bizim liseden kızlardan biriyle karşılaştım. Aaaa! Hadi yaaa! Şansa baaak! Demek Allahın sevgili kuluymuşum! Ay ben de ne üzülmüştüm! Gibi tepkilerime neden olayı orada bir çırpıda anlatıverdi. Merak mı ettiniz? Ay anlatayım hemen...

Dün saat beş sularında Kimlik Polis baskınına maruz kalmış! Tam da bizim oralarda olduğumuz saatler bunlar. Yani eğer izban bizi almış olsaydı içeri şimdi komple alçıya alınmış olacaktım. Babamın kırdığı kemiklerim nedeniyle. Ay gidip öpsem mi naapsam adamı. Bi sürü kişi polis arabasına falan bindirilmiş. E onlar nasıl girmiş yaw içeri. Neyse banane. Ben çok şanslıyım deyip yeniden mutlu bi kız oldum. 

Takii FM in kapısından giripte Conq u bir kızla fingirdeşirken görene kadar. Ay içine düşecek kızın. Kız da kız hani. Yani benim gibi bebe belik değil. Ya ama yaaa noldu Alpayın Liselim, Eylül de gel şarkılarına. Şimdi oldu mu bu. Ben liseliyim. Ben çıtırım. Bana aşık olmalıydı Conq. Beni görsün diyerekten tam yanlarındaki boşluktan koca kıçımı ve memelerimi bir yere çarpmamaya çalışarak sıkış tepiş kafeye girdim. Görmemesi imkansızdı ama görmedi mi ne? Ee hadi cnm bi tepki lütfeen. Tam bunalıma düşcem kii arkadaş arkamdan seslendi.
"Watt selaam"
Selammış. Mal git sen o kıza selam ver. Adama bi tripli bakış ve gülüş karışımı bişey fırlattım. Sanki kocam. Ben öle manyaktım işte. Birini görür hemen aşık olur. Karşı taraftan da aynı ilgi ve aşkı bekler, göremezsem de trip atardım. 

Turti benden önce gelmiş kurulmuş masaya. Ben de surat on karış.
"Noldu bee?" Dedi Turti.
"Çabuk çabuk çıkar iskambili fal bak çabuk!"
"Kızım söylesene yaa noluyor?
"Ne noldu yaa görmüyor musun dışarda benimki kızla fingirdeşiyo! Çabuk fal bak bitecek mi aşkımız."
"Ahahah saçmalama kızım ben konuştum Conq la kuzeniymiş. Hatta beni tanıştırdı bile."
"Hadi canım. İnanmam. Beni mutlu etmek için söylüyorsun" 
"Kızım sen var ya walla malın önde gidenisin. Ne mutlu etcem yaa kuzeniymiş işte."
"İyi!"
Dedim amaaa içimde kelebekler kozalarından çıkıp çoktaan uçuşmaya başladı bile. Biraz zaman sonra Conq yanımıza geldi. Başladık muhabbete. Dünkü üzüntü sebebimi en acıklı haliyle anlattım. Az daha konuşsak ben bile inanıp ağlamaya başlayacaktım. Demiştim dimi tiyatral yeteneğim var diye. Çok üzüldüğünü söylerken bir eli omzumda bir eli elimin üstündeydi. Zaman geçti, saat aktı ben o pozisyonda otuzbeş yıl kaldım. Gözümü açtığımda evde yataktaydım. Ne zaman kafeden çıktık. Eve nasıl geldik inan hatırlamıyorum. Bildiğim tek şey ben çok aşığım bu adama. Bu sefer gerçek aşk...(Her sefer ki gibi :)