19 Ağustos 2014 Salı

SON BAKIŞTAKİ O GÖZLER KALDI AKLIMIZDA

Sonra malum üniversite sınavı. Sınav sonrası hem muhteşem hem de üzücü bir haber beni bekliyordu. Peder Kuşadasında bir ev tutmaya karar verdi. Malum kendisi hekim. Hem tatil yapacağız hem de doktorculuk oynayacağız. Bu habere inanılmaz sevinirken diceyimden üç ay ayrı kalma fikri beni benden aldı. 
Ama bendeki deniz tutkusu bin tane Diceye bedel olduğu için sevincim ağır bastı. Ama son bi Kimlik macerası yaşamadan şurdan şuraya gidemezdim. Muhteşem bi macera da yaşamadım değil. 
Süslendik püslendik. İşin kötü tarafı dershane de yok evden nasıl kaçacağımıza dair fikrimiz de e sınav da bitti. Üç gün düşündük naapcaz diye Turtiyle ama nafile çözüm yok. Cumartesi günü öle sabahtan kalktık kukuman kuşu gibi takılıyoruz evde. Peder de evde.. Bir yerlere de gitmez ki adam ev kedisi. Bir av merakı var o da genelde ya sabahtan olur ya da gece. Saat olmuş 11. Bizimkinde tık yok. Annemi dürttüm kız anne arkadaşlarla buluşcaz bir sor şu kocana ava mava gitmiyor mu. Şimdi tabi allahın unuttuğu yerde oturunca insan ben bi ekmek alıp geleyim deyip taa Kızılay'a gidemiyor. Annem ağız aradı yok benim canım istemedi gitmiycem demesin mi. Haydaa ulen adam haftalardır dershane var ve sen avdasın. Bugün benim çıkmam lazım sen evdesin. Ne bahtsızlık yaa seviorum şu lafı
Çöle gitsem ütü bulurum
Voltranı oluştursak götü olurum...Siyah eşofmanları mı giyip yas tutma moduna geçecekken evin telefonu çaldı. Babamın arkadaşı arıyor. Ayak üstü hatim indirdim bir yerlere gitsin diye. Alllaaaaah adam çanta hazırlıyo. Hemen mutfağa koştum su içicem ayağına ava mı baba dedim. Neden soruyorsun sen de mi gelcen dedi. Babam işte kova burcu bildim bileli böle bi ukalalık abidesi. Ben babanı hep şu olayla anlatırım.
Bir gün Turtiler havuza gidecek ailecek. İlla sen de gel diyor kendisi sanki pederi tanımazmış gibi. Yok kızım git eceline mi susadım falan desem de kar etmedi. İlla pederden bi kaç laf duyacak. Israrla babamdan izin alabileceğini söyledi. Geldi bize babam mahkeme duvarı gibi oturuyo salonda. Bizim Turti de bir şirin bi şirin anlatamam.
Amcacıım babam bizi havuza götürecek Watt da gelebilir mii? Dedi
Babam:Hayır dedi
Turti: Ama nedeeeen
Babam: Bana bir soru sordun bir cevap istedin ben de Hayır dedim. Diyerek lafı gediğine oturttu. Gel de başka birşey söyle adamın karşısında yiyosa :) 
Neyse işte babam böle türünün son örneği bir tip. Yok canım ne avı ölesine merak işte dedim. Evet gidiyoruz diyince nerdeyse adamın çantasını hazırlayıp kucağımda aşağı taşıyabilecek kadar adrenalin salgıladım.
Emin de olamadım hemen anneme koşup anne nereye gidiomuş ne kadar gidiomuş bi öğren şeklinde ah bu anneler olmasa. Annem hep der sen büyüyene kadar yalan kabuğu bağladım diye. Ooohhh süper hem de yatılı gidiyorlarmış. İstediğimiz kadar takılabileceğiz Kimlikte..
Peder çıkar çıkmaz süslenmeye başladık. Sanki o erkekten bozma kısacık saçlarımla neye benzemeyi umut ediyorsam. Ama harbi çok yakışıklıydım. Bi ara bi lise mezuniyet fotoğrafımı görmeniz lazım. 

Annemin sakın geç kalmayın tembihleri arasında rujumuzu da sürdük. Bir saatlik şehirler arası yolculuğumuz sonunda Kimliğe vardık. Herşey yolunda gitti kimlik problemi yaşamadan kendimizi Dj kabininin önünde bulduk. Yuh ne nasıl yani Diceyim yok. Kabinde bi tip. Hayır yaaa hayır dedim... Turtiyle göz göze geldiğimizde ben şırkılaraktan ağlamaya başlamıştım bile... Gören görmeyen de bir yakınımı falan kaybettim zanneder. Turti bana peçete almaya gitti. Salyam sümüğüm silinsin diye.
Başım kollarım arasında oturduğum yerde kalakaldım. Turti seslenene kadar. Kafamı bir kaldırdım ki elinde peçeteyle Turti yanında da beyaz atlı prensim şaşkın gözlerle bana bakıyor. Hemen peçeteyi alıp salyamı sümüğümü sildim. Orda öylece sümkürme seslerimi dinleyerek bana bakakaldı. Belli ki bir açıklama bekliyordu. Hiç birşey söyleyemedim. Ayağa kalktım ellerini bana uzattı. Kendine doğru çekti sımsıkı sarıldı. Tamam dedim kesin anladı ve kesin aşık bana. Ama neden hiçbişey söylemiyor. Hiç bişey sormadı. Bende hiç konuşmadım. O gün hiç dans etmedim. Sadece oturduğum yerden öylece Diceyimi kestim. Tüm yılı toplasan o günkü kadar çok göz göze gelmemişizdir. Hiç çekmedim bakışlarımı gözlerinden. Bi ara böle napıyoruz biz gülüşmeleri de katıldı bakışlarımıza. O gün altı saat kaldık Kimlikte. Turti kolumdan çekiştire çekiştire zorla götürdü beni eve. Kimlikte çıkarken yine gözlerim Diceyimde anladı gideceğimizi. Aşk dolu gözlerinin yanına eline kondurduğu öpücü attı bana. Havada yakaladım. Çok aşıktım çok. Ben bu adamsız üç ay nasıl geçireceğimi bilemeden Kuşadası macerası için hazırlanmaya başladım.

15 Ağustos 2014 Cuma

HERKESE AŞIKMIŞIM YA BEN

Ey aşk sen ne güzel bir duygusun... İnsanın içini ısıtan, tazeleyen... Tamam tamam bazen de bunalıma sokan.. Bazen miii :)
Koskoca bir yıl geçti. Okul- dershane- ev- kimlik- fm beşgeninde. Bu arada lise mezuniyet programları, balo hazırlıkları... Ha zannetmeyin ki benim gibi aşk aşk diye dolanan bi tip lisede kimselere aşık olmadı. Hangisi tutarsa dedim galiba, hiç biri tutmadı :) Sınıfta çok hoşuma giden bir çocuk vardı. Belkide tam birbirimize göreydik ama hiç tam anlamıyla bir yakınlaşma yaşamadık. O kadar aynıydık ki sınıfta İngilizce yazılısında telefonu açınca nedersiniz sorusuna "Alo" cevabını sadece ikimiz vermek suretiyle hiç puan alamamıştık. Yani sınıfta bi ikimiz maldık. Böle Hakan Peker'i andıran bi tipi vardı. Mandalına kabuğu yerdi, aptal saptal hareketler yapardı. Ama yinede çok tatlıydı. Bide beden dersi sonrası ıslak saçları, dikilmiş gömlek yakası ve parfümüyle acayip yakışıklı olurdu. Montumu hep onunkinin yanına asardım kokusu siner belki diye. Sonra nasıl oldu hatırlamıyorum ama bunun arkadaş grubundan bizim sınıftan bir kızla aramız bozuldu yanına yanaşamaz olduk. Var olmayan yakınlığımız uzaklığa dönüştü. Ha konuşmasına konuşuyorduk ama öle kaale alınacak bir muhabbetimiz olamadı. Tabiki illaki üstüme alındığım bir sürü şey olmuştur daaa ben hatırlamıyorum şimdi. E bendeki Ego kimselerde yok biliosunuz. 

Aklıma ne geldi bunları anlatırken; ortaokulda bir çocuktan her zamanki gibi çok hoşlanıyorum. Bizim sınıfta kendisi de. Birgün geldi bana "Bi kız var diğer sınıflardan ondan çok hoşlanıyorum ama teklif edemiyorum sen konuşur musun?" dedi. Tamam dedim. Ama nasıl bozuldum var yaa. Sanki özellikle gibi. Gitsene oğlum sınıfta kız mı bitti. Başkasından iste. Neymiş hoşlanıyomuş sevgili olacakmış. Pis.İki gün düşündüm naapcam diye. Hayır kıza gitsem söylesem ya kızda bundan hoşlsnıyorsa. Benden hoşlanıp sevgili olabilme ihtilmalimiz yalan olacak. Zaman kazanmam lazım dedim. Benim ne muhteşem bir varlık olduğumu görmesi lazım. Perde inmiş lan bunun gözüne. O kızda ne öle Allahın çirkini. Tabiki kız çirkin falan değildi. Sonra çocuğa konuştum ama onun hoşlandığı başka biri varmış dedim. Yıllar sonra öğrendim kii çocuk bi ara gidip kızla konuşmuş ve benim kıza hiçbişey söylemediğimi öğrenmiş. Sevgili olmuşlar...Çok fenaydım da hani. Bi ara ilkokul aşkımı da anlatmak isterim... 

Sonra sonra ne mi oldu mandalina kabuğu yiyen yakışıklıyla aramızda? Ya şimdilerde bakıyorum da bu benim aşk meşk ilişkilerinde bi arıza durum varmış. Tabiki aramızda hiçbişey olmadı. Ben öle çocuğu kestiğimle, kokladığımla, gördüğümle kaldım. Amaa durun çok önemli bişey oldu. En sonunda da çoook iyi arkadaşım dostum dediğim tiple çıktı. Aslında bu kız arızalıydı sanki. Çünkü biz ortaokulda 5 kızdık. Aralarından su sızmayan cins. İlk mensurasyonumuzu bile ilk kez birbirimize söylemiştik. O denli sıkı fıkıydık yani. Bu kız ortaokulda hepimizin çook hoşlanıyorum, aşığım, ölüyoruuum dediği çocukla hiçbirini atlamadan tek tek sevgili oldu. Ha pardon birimizinki başka şehirdeydi. Bi ara düşünmedik değil acaba gidip onu da bulmuşmudur diye. Hatta hepimizin aaaa nasıl yani diyeceğimiz sevgiliyle öpüşme kısmını da halletmişti. Biz daha kıçımızı tam silemezken parklar bahçeler ondan soruluyordu. Sonra da yol verdik zaten kendisine... Kötü bir koç kızı hatırası. 

Bu yakışıklıdan ümidi kesince başka tiplere asılmadık değil. Ay allahım yazdıkça aklıma bir başkası bir başkası daha geliyor. İşte bunlar hep yokluk. Ama yani o Porcheli çocuktan hiç hoşlanmamıştım. Eveeet Çankaya Lisesinde okudum ben. Yani düz lise kısmı ZZ lerle doluydu. Yani zengin züppeler. Yani küçücükken okula lüks arabalarla gelen tiplerle. Ben nerde kenarda köşede ucube zor, onlara aşık olmayı tercih ediyordum. Sonra da soruyordum kendime niye sevgilim yok benim diye. Salak adam gibi birine aşık oldun da olmadı mı?

Neyse en son bi çocuğa takılıyorum. Bu arada diğerlerinden de vazgeçmiş değilim. Takma adı Böcekti çocuğun. Yani bizim kızlar koydu ismi. Bence Diceyimi andırdığı için asılıyodum ben ona, bizim kızlara göre çocuk böceğe benziyordu. Kütüphanenin yolunu aşındırma nedenimdi. Orda oturur hem ders çalışır hem bakışırdık. Ondan ötesi de sınıf kapılarında bakışmaktan öte gitmedi zaten. Ben çocuğun içine düşecek gibi bakınırken o utangaç bakışlar sallardı bizim sınıfa doğru. Belki de benden hiç hoşlanmadı kim bilir!

 İlk mezuniyet ve ilk mezuniyet balosu. Eee tabiki mezuniyet balosuna bir partner gerekiyordu. Bendeki özgüven ego her ne haltsa dedi ki, bu böcek senle çok ilgileniyor ama çekiniyor senden, git sen söyle baloya gidelim diye. Bir haftalık bir hazırlık sonrasında sıkıştırdım çocuğu bir kenara. Sen bir hafta prova yap Allahın böceğinin cevaba gel, ben baloya gitmeyeceğim. Salak. Leh dedi illallah demedi. Eeeh elin böceğine ısrar edecek değilim ya. Nasıl bozulup çaresiz kaldığımı şimdi size anlatıp ikinci bir travma yaşamaya hiç niyetim yok millet. Ben de baloya gitmemeye karar verdim. Ve öyle de oldu :)))

Bu arada biz Turti ile farklı liselerde okuyoruz. Aman beee kırkta yılda bi liseden mezun oluyoruz baloya da gidemiyoruz. Bu ne yaa falan diye söylenirken ben, Turti "Sen de bizim mezuniyet partiye gelirsin" dedi.
Hem de nerde bilio musunuz!! Yaşı büyükler anca siz bilirsiniz. Kuğulu Parkın karşısında 777 Air Port Disco vardı. Anlaşıldığı üzre artık yok. Tabiki kabul ettim hemen. Turti ben ve can dostlar- Miss and Mrs Brown- gitmeye karar verdik partiye. 

Parti gündüz saatlerinde olacağı için çok problem olmadı gitmek. Süslendik püslendik. Bu arada şöle bi sıkıntım vardı benim. Tüm arkadaşlarım Turti hariç -kutsal bakire- öpüşmüştü birileriyle. Evet yanlış duymadınız bi ben kimseyle öpüşmemiştim. Problemin büyüklüğüne gel. E yani napiim sevgilim olduda öpmedik mi. Sanki olunca pek kolay öptüm ya o da ayrı mevzuuu. Bu partide birini bulup öpüşmeye karar verdim. Hem karanlık öle öğrendik ya gece öpüşülür gece sevişilir. Yani gece dışarıya çıkmamıza izin verilmemesinin başka ne gibi bir nedeni olabilirdi ki?!? Şansıma şöle yakışıklı bi tip düşer inşallah diye dualar fallar. Yok yok bu sefer hacı hoca konusuna hiç girmedik ya herru ya merru. 

Gittik partiye kocaman kalabalık kapkaranlık bir ortam. Allahım süper yaa kesin öpüşürüm ben biriyle derken şöle bi bakındım herkes çift çift. Ya yine mi yaa bu kadar da olmazki herkesin sevgilis mi var şimdi. Ulen bi yecüc mecüc bi bişey bulsun beni artık diye dizlerime kapandım. Kızlarda beni dürtüklüyo noluyo falan diye. Amaaan be bi gidin başımdan ben kesin açılmadam iade olucam diye delleneceğim sırada önümüzde dans eden bi çocuk dikkatimi çekti. Kıvırcık saçlarını arkaya doğru jöleyle yapıştırmış dudaklar köfte gülünce gözleri kısık kısık pek yakışıklı. Herhalde o güne kadar dikkatimi çeken en yakışıklı çocuktu. Yok yok bu seferki gerçekten de yakışıklı kavramını açıklar nitelikteydi  Meğersem kızlar da bu çocuğu bana göstermek için beni dürtüyorlarmış. Kızlardan da onay geldi. Gel gör ki ben nasıl yanaşıcam bu çocuğa. Bakmayın böle anlattığıma nasıl kıvranıyorum utancımdan. Bin kişiden hoşlan öpüşme gel sen hiç tanımadığın bi çocukla öpüşme fantazileri kur. Neyse sonunda biz Turtiyle dans etmeye başladık bunların yanında. Sanki Allah tarafından gönderilmiş gibi çocuk ta önümüzde dans ediyor. Arkadaşının şapkasını falan alıp takıyor başına. Aha dedim fırsat git bişey söle. Ben ki kezbanın dibi aşkından öldüğüm Diceyimle bile iki laf konuşamamış şahsiyet eğildim çocuğun kulağına "Takma o şapkayı sen böyle çok daha yakışıklısın" dedim ve yerin dibi ne kelime mağmayı gördüm. Çocuk gülümsüyor ama ben bakamıyorum ki. Naaptım ben yaa diyorum içimden. Naapsın bu çocuk benim kadar yakışıklı bir kızı. Özgüven konusundaki gelgitlerim de takdire şayan yani.

 Hala unutmam üstümdeki kıyafeti. Krem kazak, mavi krem kareli envelop etek, krem çorap, kahverengi önden ipli uzun bir çizme. Kısa saçlarımı ve şişe dibi gözlüklerimi hiiç söz konusu etmiyorum. Neden bu kadar unutulmaz bi gün olduğunu daha sonra anlayacaksınız. Şansım yaver gitti ve çocuk benimle ilgilendi. Sonra biz bu çocukla biraz yakınlaştık dans falan ettik. Oryantal yarışması oldu. Zorla beni de soktu. Ayy nasıl varoş bir durum kendimden iğrendim resmen. Göt baş salla millet seni seyretsin. Hayır göt baş iyi olsa neyse yani. Ha ha tabi tabi birinci geldim. Ama çocuğun gönlünün birincisi. Öle söledi yani benim de yağlarım eridi. Kesin bu da beni kestirdi gözüne götürcek... Ama nasıl tatlı bu çocuğu öpmiycem de kimi öpücem dedim. Sonra böle kuytu köşe bir merdivene oturduk. Sohbet muhabbet kızlar kaş göz yapıyo hadi diye. Ama nerdeee çocuk yanaşıyo ben kaçıyorum. Çok mu merak ettiniz ne oldu diye. Hemen anlatayım kocaman bir hiçbişey! Öpüşemedim. O da saolsun ısrar etmedi. Telefonlarımızı alıp ayrıldık. Ama var yaa ben bu çocuktan çok hoşlandım. Hatta aşık olmuş bile olabilirim. Evet evet çok aşığım çok....