30 Temmuz 2014 Çarşamba

MUSKA

Okul kimliği ile yaş büyütme numarası bizi bayaa bi götürdü Kimliğe. İzban da tanıdı bizi son zamanlarda "Hoşgeldiniz bayanlar.." diye karşılar oldu. Diceyim kah bana baktı, kah beni kesti, kah kıza güldü, kah dj kabini karardı öpüşüyolar mı lan,yolarım ben o kızı, kah kız üstünü başını topladı kesin bişey varlarla geçti günlerimiz. Taaki gün gelip te İzban okul kimliğiyle giriş yapamazsınız diyene kadar. Şaka mısın kardeşim bilmem kaç aydır giriyoruz biz buraya desekte kar etmedi. Bu arada bu 16-18 yaş arası sanki 3 yılda bir yaş büyüyormuşum gibi uzun geldi bana. Günün birinde yine Kimliğe giremeden FM de aldık soluğu... Üzüntüyle karışık çaresizlik yeni bir yöntem geliştirmemize neden oldu. Bu icatların neden ve nasıl yapıldığını daha iyi anlar duruma geldik resmen. Bu yaratıcılığımızı daha faydalı alanlara kullansaydık şu anda bir markanın patentli sahibi olarak Miami sahillerindeki villalarımızın kirasını topluyor olabilirdik sanırım.
Yeni yöntem akla zarar bişeydi. Kullanmamız gereken şey nüfus cüzdanıydı. Başka çaremiz yoktu ama ne yapacaktık ki. Üstünde düzeltme falan da olmaz. Fotoğrafımızı bantlasak.. Yok be hemen anlaşılıyo. Acaba kendi fotoğrafımızla yeniden mi presletsek. Yok kıza lazım olunca ne yapacak. Hem presleyen adam mal mı nooluyoz demez mi. Üff pres makinası satın alsak... Sahte nüfus cüzdanı üretmeye kadar fantaziler kurduk. Renkli fotokopi falan. Sonunda nerden nasıl geldi aklımıza bilmem, 18 ine girmiş arkadaşın nüfus cüzdanını aldık. Kendi resmimizi onunkinin üstüne koyup nüfus cüzdanını strech filmle kapladık. İlk denemeler biraz başarısız olsa da kendimizi zamanla geliştirdik. Sonuç muhteşemdi. Biz bile anlayamıyorduk farkı.
Yine bir cumartesi hatim indirmek suretiyle Kimlik kapısında elimde nüfus cüzdanımlaydım. Acaba ben dua limitimi oralarda mı tükettim. Şimdi bazen bişeye dua edince olmuyor. Hayırlı değilmiş diye avutmak zorunda kalıyorum kendimi! İzban sıkılmış olacak ki kimlik incelemekten şöle bi bakıp geçin dedi... Bu yöntem bizi 18 ine kadar idare etti. Hatta sölemesi ayıptır bir polis baskınından bile yırttık... Yinede zaman değişti denemeye kalkmayın derim :)
Uzunca bir süre devam etti bizim bu Kimlik maceramız. Amacımız hep Diceyimle gelecekle bağlantılı bir ilişki yaşayabilme umuduydu. Saolsun Turtim hiç yalnız bırakmadı beni. Hiç birgün söylenmedi bile. 
Bir doğum günü kutlamamı da Kimlikte yaptım. Bana bir kaset hediye edip öpmüştü. Tatlı kız sana yazıyordu kasette. İçinde ne şarkı mı vardır? Ay ne olacak disko, çıstakçıstak.. Bende hayal ettim aşk şarkıları dolu bir kaset ama maaalesef olmadı. Sürekli o kaseti dinleyip yanağımı sevdim. Yüzümü uzunca bir süre yıkamadım. Lifle siliyordum yüzümü. Bir ara kirden renk farkı bile oluşmuştu o derece yaniii. Ama ne bir sohbet, ne bir mektup, ne bir duman sadece gülücükler içeren bişiler yaşadık. Amca oğlumla bile daha aşksal bişeyler vardı aramızda... Birlikte oturma aşkı, sohbet aşkı, eğlenme aşkı...
Herşeye rağmen mutlu olsam da umutlu bekleyişimi güzel sonlandırmak için neler yapabileceğimi de düşünmüyor değildim. Mini etek her zaman işe yaramıyomuş yani. Bi gün kızın birinden bi hikaye dinledik... Kızın biri bi çocuğa aşık olmuş ama çocukta tık yok sonra ona muska yaptırmış sonra evlenmişler. Anam dedim tam benlik bir durum. Benim olsun da nasıl olursa olsun dedim. Muska büyüyle kendine bağlamak biraz bozar gibi oldu ama sonra dedim ki adam zaten aşık sana sadece açılamıyor. İşini kolaylaştıralım bari... Ah Watt ah hep bi avuntu buluyordun ya. Nasıl bir egoymuş anlamadım gitti.
Hemen Turtiye anlattım olanı biteni. Dedim yürü kız büyü yaptırmaya gidioruz. Adresi falan da bulduk. Hiç bilmediğimiz bir semtte kendisi. Ya herru ya merru düştük yola. Evi bulmamız akşamı buldu. Kimseye de soramıyoruz. Hoca Fatmanın evi nere diye. Ayaklarımıza kara sular inmeye yakın böle pis eski püskü müstakil bir eve geldik. Her ne kadar hevesli olsakta korkmuyor değildik yani. Cin musallatı, böbrek mafyası, beyaz kadın ticareti gerçi biz buğday tenliydik hatta Turti esmerdi. Ne fantaziler kurduk yol boyu anlatamam. Evde biri bizi kesse kimsenin haberi olmazdı yani. Klasik müstakil ev kapısı tül gerilmiş sinek girmesin diye. Kapıya doğru kafamızı uzatmamızla tülün hızla açılması bir oldu. İlk kalp krizini orada geçirdikten sonra kızın biri bizi bir odaya götürdü. Önümüzde de sırada bekleyen iki kişi var. İkisi de yaşça büyük teyzeler yalnız birinin yanında ben yaşlarda bir kız var. Yerler halı, öle köşe takımı ve koltuk falan yok tabe. Divan, somya, sedir gibi siz yaş grubunun pek te bilmicee oturum alanları var odada. Turtiyle oturduk ortalığı incelioruz. Bir yandan da yandaki teyzeleri dinliyoruz. 
"Bilion muu gıııız cinleri vamış gadının. Şunceezin gısmetini de bi açıvese... Evde galdı. Gız kurusu oldu yassık."
Cinleri miii? Turtiyle göz göze geldik. Altına etmek üzere olan bir çift bakış. Bilirsiniz küçüklüğümüz cin hikayeleriyle geçmiştir çoğumuzun. Yok cin kıza musallat olmuş kimseyle evlenmesine izin vermemiş falan. Töbe töbe bide beğenirse cin bizi ya yapışır kalırsa. Dicey micey derken cin min sevgili olmasın bize!  Yok canım Turti dururken bana bakmaz cin. O daha güzel diip içsel avunmamı yaşadım.
Bu arada evde kalmış kız kurusu konusu, biz sevgili yapmaya çalışırken evde kalmış kız kurusu olacak yaşa gelmiş olmamızla yüz yüze kalınca biraz bozulduk tabe. Ay hayır yani o kız evlenecek yaşı geçtiyse biz de geçtik. Acaba direk evlenme büyüsü mü yaptırsam diye düşünmedim değil. Bu arada teyzeler bizimle konuşmaya çalıştı. Ama hiç açık vermedik. Okul için kalem okutcaz dedik. Okuyup molcanız dedi. Kendi kızı evlendirecek ya bize de taktı manyak. Hep duymuştuk hoca bekleme sırasında konuşturur dinletir sonra da sana aynısını söyler diye.Sıra bize geldi. O kızce geldi aldı bizi başka bir odaya götürdü. 
Gayet loş ve kasvetli bir oda içinde şişmanca bi teyze bizi karşıladı. Oturun kızlar dedi. Karşısına geçtik oturduk. Duvarlarda arapça yazılı tablolar. Teyzemin elinde fasülyemsi bişiler. Bi tas su falan derken. Kadın bana baktı ve sen kime aşıksın bakayım dedi. Kitlendik tabii. Salağız ya sanki dünyada kimse aşık değil de bir ben aşığım onu da kadın bildi. Kem küm ettim. Elindeki fasülyeleri savurdu. Onun da gönlü sende dedi. Bu çalışıyo sen okuyon diye ekledi. Aha dedik bildi kesin iyi falcı bu. Elimizdeki dershane defterleri bizim muhasebeci olduğumuz anlamına geliyordu ya.  Sonra bi kaç bişey derken teyze ne dese beğenirsin. Bana gülüyorlar. İşiniz olacak. Bi dakka yaa kim gülüyor dedik. Arkanızdaki cinlerim demesin mii. Turtiyke altımıza sıçıp yapıştık minderlere. Hayır döncem bakcam korkumdan bakamıyorum arkama. Tam bu sırada ışıklar kesildi. Turtiyle birbirimize sarıldık çığlık çığlığa bağırıyoruz. Kız elinde mumla geldi. Teyze bizi sakinleştirmeye çalışıyor ama ya arkamızdaki cinler nolacak.. Neyse bi kaç dakka içinde ışıklar geldi. Derdimizi anlattık teyzeme bi kağıda bişiler yazdı. Şimdiye göre karalama o zamana göre en sağlam büyü, al bunu git bu akşam yatsı ezanından sonra bir kova suyun içine koy o suyla yıkan, sevdiğin seni görünce gözleri yıkanacak sana olan sevdasını daha rahat görecek perdeler ineceeek dedi. Gün doğmadan yıkanmış olmalısın diye ekledi.  Var olan tüm paramızı teyzeye bayılıp yola koyulduk. 
Trenle döncez eve başka şansımız yok. Paramız yok. Saolsun bizim trende bi gün çalışsa on gün tehir yapardı. Bekle bekle tren gelmez. Bir anons tren 30' sonra gelecek. O değil yatsı ezanını kaçırcas. Neyse dedik bugün bi şekilde yıkancaz. 
Tren geldi zaman geçmek bilmedi sonunda eve geldik. Tam o sırada yatsı ezanı okundu. Hadi şanlıyız yakaladık derkeeen  anne ben çok terledim hemen yıkancam deyip kadının ağzına lafı tıkıp banyoya koştum. Tıssss sular kesik... Bi daha bi daha denedim. Yok fıss tısss. Banyoda iki saat bekledim sular gelmedi. Su arızayı aradım 30' gelecek arıza var dedi. 
Hayır tencerede su ısıtsam annemin de dikkatini çekecek. Hiç mi terli kalmadın diye. Bide biliosunuz ki geçmiş zaman insanları sadece halvet olunca yıkanırmış o da var. Hay allahım yaa bunun yıkanılmayan cinsi yokmuydu. Banyoda suyu beklerken uyuyakalmışım. Gözümü açtığımda şırıl şırıl su akıyordu ama maalesef çoktan sabah olmuştu. Giden paramamı vaktime mi büyüyü yapamadığıma mı diceyimin gözündeki perdeyi açamayışıma mı yanayım hiç bilemedim....