13 Mayıs 2014 Salı

KIZ AYAĞI KOKAR MI BE!!

Kesin öldüm cennete düştüm. Yok lan ben cennete gidemem herhalde. Baksana heryerim yalan kabuğu bağlı. Sayılmaz bunlar beyaz yalanlar. Ama baksanıza Dicey karşımda bana elini uzatmış, tatlı tatlı gülümsüyor. Kendine gel Watt salak gibi düştün adamın önüne adam dalga gaçmemek için kendini zor tutuyor. Refleks olarak da kaldırmaya çalışıyor. Evet yaa biz niye düşene güleriz acaba?!?

Bir el bana doğru uzanırken, güneş gibi göz alıcı bir gülümseme de vardı yüzünde. Gözlerim kamaştı. Diceyim beni yerden kaldırmaya çalışıyor sanırım. Ayy nasıl özlemişim yaa... Elimi tuttu, kalbim yerimden fırladı. Sanırım bundan sonraki her gelişimde düşeceğim bu merdivenlerden. Başka türlü de el ele tutuşacağımız yok sanki...

" Bişeyin yok dimi, iyi misin?"dedi. Muhteşem sesiyle...
İyi ne kelime yahu kalp krizi geçirmiş olsam, ölsem yeniden dirilirim ben bu anda. Domuz gibiyim. Bu aşk ne manyak bişey. Acını, sıkıntını, derdini herşeyi unutturur insana. 

Ne saçmalamayın! Herhalde ki iyiyim demedim. Haftalar sonra aşkıma kavuşmuşum. Yollar mıyım onu hemen yanımdan..
Adamın eline sülük gibi yapışmış bir modda,
"Ahh bileğim çok fenaa " diye işveli cilveli bir konuşma yaptım. Hani Türk filmlerindeki Hülya Koçyiğit gibi.
Oturdum merdivenlere. Bu sefer o kapandı ayaklarıma. Adamın yüzüne bile bakamazken bu kadar yakınlaşma kalbimin bir durmasına, sonra pıt diye yeniden çalışmasına neden oldu. 
" Durun, kıpırdamayın, bir bakayım bileğinize!"
Allahım bileğimi mi tutacak, umarım ayaklarım kokmuyordur! Ya kokuyorsa cips gibi. 

Ya evet öyle de bir sorunumuz var. Bizimkiler çok erkek çocuk istemiş yani babaannem. Üç abladan sonra ben tekne kazıntısı olarak yine yeniden kız olarak dünyaya gelmişim. Ama anneme sorarsanız bi tek pipim yok. Çok istedik sonunda erkek gibi bir kızımız oldu der. Eeee erkek kızın da kokar ayağı dimi. Bu bana Allahın bir cezası. Benim kadar kötü koku tribi olan, kötü koku duysa kusayazan bir kızın ayağının kokmasıda ayrı bir ironi... Evet evet okuyanınız var mı bilmem ama hayal gücümün muhteşemliği de işin içine dahil olunca "Koku" kitabını okuyamamıştım. O kadar fena yani. Ay yeminlen iğrendim kendimden. Kavgacılık, deli cesareti, ayak kokusu, bıyıklar ( abartmayalım canım her kızda olduğu kadar), çapkınlık gibi meziyetlerim gerçekten sadece pipim olmadığını gösterir cinstendi. Ama aşk ve etek söz konusu ise kız ötesiydim. 

Tam eğilecek... "Bi dakka "dedim. " Sanırım biraz buz olsa hiç fena olmaz." Turti atladı. "Ben getiririm" diye. Sözüm ona bizi yalnız bırakacak. Kızım bu yalnızlık hayrıma değil. Adam eğilip ayak kokumu duyarsa benden uzaklaşmak için dünyanın bir ucuna gider yeminlen. Tabi yıllardır beraber yediğimiz, içtiğimiz, uyduduğumuz gerçeği Turtinin bu kokuyu benimsemesine benim bir parçam gibi görmesine neden olmuştu. Ya Turti iyisin güzelsin hoşsun da bazen de fazla düşüncelisin canııım. Ay ne desem de Turtiyi göndermesem diye düşünmem bi kaç saniyemi aldı. "Turti dur sen gitme çantamda ağrı kesici olacak bi ona bak çok ağrım var" dedim. Yalan külliyen yalan. Ben öyle bildiğiniz cinsten çantasında krem, ıslak mendil, peçete, makyaj malzemesi vb olan kızlardan hiçbir zaman olamadım. 

Sevgili Diceyim atladı. "Tabi tabi siz durun ben alır gelirim hemen..." Ay Allahtan centilmen de hani. Yoksa napardım.

 Bu koşar koşmaz ben önce Turtiyi dürttüm. Kızım manyak mısın adam ayağımı tutacak. Ya kokuyorsa. Sonra hemen bi kontrol olayına girdik. Koku kontrolü. Aman Allahım yok böle bi koku. Cips haltetmiş. Kedi ölüsü... Turti bayılacak gibi oldu. Neyseki kokunun keskinliği onu kendine getirdi. 

Naaapcaz yaa derken. Koşarak tuvalete gittim. Hemen ayağımı bol sabunla yıkadım. Lavaboda ayak yıkamaya çalışmakta ayrı bir eziyet. Midenle bağırsakların yer değiştiriyor resmen. Yoksa kalbinle mesanen mi demeliyim. Yıkadım, yıkadım, kokladım. Yok olmadı bi daha yıkadım.. Ay geçmiyor koku. Allahım olur mu böyle baht yaa. Haftalardır görme aşkını, adam elini tutsun sana bakacak olsun senin ayağın koksun. Yok böle bi dünyaaa. Acaba ayağımı mı kessem. Hastanede benimle kalır belki. Hem baya bi yakınlaşmış oluruz. Derkeeen gözüme tuvaletteki çamaşır suyu çarptı. Ayağımı kesmeme gerek kalmamsına da sevindim bi yandan. Aldım hemen döktüm ayağıma. Ohh mis gibi temizlik kokuyor artık. Yok yaw biraz fazla mı döktüm ne iğrenç yoğun kokuyor. Olsun olsun ayak kokusundan iyidir. Hemen koşarak merdivene döndüm. 
Turti:
" Naaptın lan tuvaleti mi temizledin. Bu çamaşır suyu kokusu da ne?"
Allahım yaaa ayak kokusundan iyidir mal...
Tam ben oturdum Diceyim elinde bir torba buzla geldi.
"Biraz geciktim ama bizim burda buz kalmamış. Yan kafeden buldum.."dedi.
Kesin aşık bana bak taaa yan kafeye gitmiş buz bulmak için. Tam ayağımı uzatıcam. Bu zorla diğer ayağıma sarılmasın mı. Ay dedim dur o ayağımda bişey yok. Tutturdu eminim az önce bu ayağını tutuyordun, acından hangi ayağın olduğunu karıştırdın galiba, diye. "Dur kıpırdama buz koyacağım. Çıkar şu ayakkabını koy bakiim ayağını bacağıma. Hıh şöyleee." demesiyle başlamadan herşeyin biteceği gerçeği beni benden aldı. 

Bi deprem, sel bi felaket Allahım bişey yap beni kurtar. Yoksa ya Diceyim kokudan ölecek ya da beni sonsuza kadar bırakacak. Gık mık derken zorla ayakkabımı çıkardı. Biri çamaşır suyu biri kedi ölüsü kokan iki ayak. Yerin dibine girdim. Ordan izliyorum olup biteni. 

Bizimkinde hiç tepki yok. Hasta mı lan burnu mu tıkalı, koku sinirleri mi harap olmuş. Ya da şu anda tüm sinirleri köreldi, şimdiye kadar ölmeliydi derken.

"Ayy kusura bakmayın. Yeni temizlendi sanırım tuvalet ya da temizlik aşamasında. O nedenle böyle iğrenç kokuyor ortalık. Ben hemen şimdi görevliye haber veririm. Şu buzu biraz tutayım da" dedi. 

İşte yaa iştee bu adam benim kocam olmalı. Hiç bir zaman ayaklarımın kedi ölüsü gibi kokacağına ihtimal vermeyeceği için hep tuvalet zannedecek muhteşem erkek...

Yüzyıl ayağımda buz, gözlerim gözlerinde kalabilirdim. O öyle buzu bileğime tuttu, nasıl olduğumu sordu, uzun zamandır gelmediğimizi söyledi, bişeyler konuştu. Bense çoktaan bulutların üstüne çıkıp, pembe panjurlu evimizin bahçesine gitmiştim bile...

P.S: Aklınızda ayağı kokan kız olarak kalmayayım gebertirim hepinizi haaa....

5 Mayıs 2014 Pazartesi

18

Kafamızı derslere yorsak daha mı başka olurduk diyeceğim ama ne okul yaşantısı ne de üniversite sınavı herhangi bir yaratıcılık gerektirmediği için birşey değişmezdi herhalde.. Zaten kafada kavak yelleri varken anlamak öğrenmek zor bişey. Tabi istisnalar yok değildi. Bizim lisede bi kız vardı. İnek ne kelime bi kız. Bigün ona seni markette gördük dedik. Üzerinde mor bi kazak vardı. Kız bir hafta düşündü de bulamadı. Zaten bizim gördüğümüz de şu çikolatanın ineğiydi. O hiç anlamadı biz de hiç bir açıklama yapmadık. 

Gelelim yeni kimliklerimizle Kimlik maceramıza... O değil herşey hazır mükemmel dee bu kapıdaki izban muhtemelen biliyor bizim küçük olduğumuzu nasıl olacak... Ya anlarsa.. Anlarsa napar? Bizi şikayet mi eder polise.. Ay Watt yaa git kütüphane görevlisine aşık ol, tüm kitapları okuyalım. Ne bileyim tezgahtar çocuğa aşık ol dükkanın kapısında yatalım, tüm kıyafetleri deneyelim. Diceye aşık olunur mu yaaa. Onu bunu bilmem de riske atamayacak kadar etkili bir yöntemimiz var. Eğer anlaşılırsa değil iki yıl sittin sene giremeyiz Kimliğe... 

Bir sürü fal baktık yine. Ama o günde Turtinin babasının bizi bi sevesi tuttu. Habire yanımıza geldi geldi gitti. Adamın içine mi doğdu anlamadık. Fal aç baba gelsin ders notlarını üstüne kapat, aç topla yeniden aç. Ne çile çektik o gün yaa. Neyseki hepsi açık çıktı.. Demekki bir problem çıkmayacak diye avutup kendimizi heyecanımızı doruklarda yaşamaya başladık. Ne mallık ne küçüklük ne güzel zamanlar yaa fallara göre yaşa mutlu ol.  Heyecandan öldüm öldüm dirildim. Demek isterdim ki yemelerden içmelerden kesildim ama bu heyecan, mutluluk, üzüntü, hayal kırıklığı kısacası her duygu bende bir iştah açma potansiyeline sahip. Bir iki kilo aldım rahat o hafta... 

Cumartesi geldi dayandı. Tabi cuma akşamını bitirmemiz baya zaman aldı. Niye olcak! Hatunların genetik kodlamasındaki problem durum. Yaaa şimdi ben ne giyceeeem... Evde var olan tüm kıyafetlerin binbeşyüz kombinasyonunu giydim çıkardım. Yanarım da ilk giydiğim kıyafete karar verdim ona yanarım. Neyseki bu hareket bi yarım kilo zayıflattı muhtemelen beni. 

Dershane bitti ben Kimliğin yolunu tuttum. Turtiyle de sokak girişinde buluşuruz diye sözleştik. Yol boyunca elimde okul kimliğim evirdim çevirdim sağdan baktım soldan baktım. Ay sanki anlaşılıyor mu ne. İyi de muhtemelen sen yaptığın için öyle geliyor Watt. Allahın İzbandutu nerden düşünsün bunu. Yani böyle birşeyi ancak senin gibi aptal aşıklar yapar. Köşede beklemeye başladım Turtiyi. Göz ucuyla da Kimliğin girişini kolaçan ediyorum. Bakıyorum bakıyorum İzban ortalarda yok. Allahın sevgili kulu muyuz yoksa. Bak işte gördün dua edince olur. İzban gelmeyecek kapıda durmayacak bizde kimlik kabusu yaşamayacağız. Ay Turtiii hadi çabuk hazır ortalık müsaitken sıvışalım içeri. Derken Turti göründü uzaktan. Dayanamadım bağırdım " Kızıııım koşsanaaaa" Turti aval aval bakınmak suretiyle koşmaya başladı. Öle bizde birbirimizin sözünü de dinleriz sorgusuz sualsiz. 
" Noldu kız neden koştum, nereye yetişiyoruz?" Bin soru sıraladı. " Hadi hadi izban yok sıvışalım Kimliğe" dedim. İkimiz birden hızlı adımlarla yürümeye başladık. Yüzümde bir gülümseme. Şeytanın bacağını kırdık mutluluğu veee....
İzbancığıma yeni bir yer hazırlamışlar kapının tam girişinde. Sanki az sonra Cumhurbaşkanlığı defterini imzalayacak edasıyla kürsüsünde dikiliyor. Hayır yaaa! Üf be yaa hani şans hani şeytan hani kırık bacak. Yine de çaktırmamaya çalışarak bir iki adım attık. Ama İzbana hiiç bakmıyoruz. Çok önemli bişeyden konuşuyormuş gibi fısır fısır yürümeye çalışıyoruz. Yine o çok sevdiğimiz ses durmamıza neden oldu.
" Bayanlar kimlikler lütfen"
Hem bayan de hem kimlik sor gıcık. Büyüğüz işte büyüdük tam da 18 olduk..
Çantamızı açtık.. Dualar eşliğinde sanki kimliği arıyormuş ayaklarına yatıp yoğurt çorbası misali karıştırmaya başladık. İzban da sanki böyle bir sırıtma var gibi geldi. O an için istediğim tek şey Diceyi görmek değil İzbanı göt etmekti. Al sana kimlik hemde 18 yaşındaki birine ait. Sonunda kimliği aldım elime ve İzbana uzattım. Ömrümden ömür gitti var yaa...
Aldı eline nasıl inceliyor anlatamam. Aha dedik yedik ayvayı anladı. Mal falan dedik ama çook zeki çıktı. Biz de kendimizi zeki sanırdık. Yine yeniden başa döndük. Nerdeyse ağlıycam, göz yaşım böylee kirpiğimin ucunda.. Vee İzban konuştu...
" Ooo süper 18 olmuşuz. Artık sık sık görürüz sizi buralarda."
Ayy canım beniiiim, aptalım, salağım, hastanım. Azıcık zeki olsan ben ne halt yerdim. Sarılsam öpsem mi. Ay yerim ben bunu yaaa..
"Evet sonunda, emin olun her hafta burada olacağız" dedim.
Sıra Turtideydi. Bunu da atlattık mı okey. Allahım Turti arıyor tarıyor kimlik yok. Hayır evde mi unuttun diyorum. Yok kızım yaa çantamdaydı falan derken kimlik montunun cebinden çıktı. Bizimkisi yine başladı incelemeye. Lütfeen bişey olmasın yaa diye dua ederken kimliği Turtiye uzattı ve o muhteşem söz ağzından çıktı. 
" Buyrun iyi eğlenceler"
" Vuhuuuu diye çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. Kimliğin girişi restorantımsı. Bir alt katı canlı müzik alanı, en aşağısı da disco bar. Koşarak merdivenleri inmeye başladım. Koşarak mı dedim. Ay çok pardon uçarak demek istedim. Kelebekler gibi şen. Evet gerçekten uçabildiğimi de görmüş oldum zaten hem de beş basamak birden. Kafamı kaldırıp baktığımda Diceyin ayaklarının dibinde 2,80 yatıyordum.