2 Haziran 2014 Pazartesi

AHLAK ZABITASI

Burkulan bilek numarası dünyanın en mutlu kızı olmamı sağlamıştı. Hmm sanırım o güne kadar hiç bir erkek bana o kadar ilgi göstermemişti. Ay yok durun yaaa. Gördüm hem de iki kez hem de nasıl bi ilgi. Ömrümce unutamam yani. 

Ben ilkokula giderken bi çocuk vardı. Böle tam çingene tipli bişey. Epesmer. O bana aşıktı. Tenefüste yanımdan geçerken aşk türküleri söylerdi. Evet cnm aşk türküsü yanlış duymadın yane. Süt dağıtım projesinin başladığı dönemler. Suç örgütünün ele başı müdürdü. Sütü dağıtması için bu çocuğu çağırırdı. İkinci sıradaki elebaşı ise bağrıma bastığım sınıf öğretmenimdi. Koynumda yılan taşımışım bilmeden ah ahhh. Bu sınıfa her geldiğinde;
" Senin sesin çok güzel hadi bize bir şarkı söyle" derdi.
Yani sen ilkokul bebesisin demi mini mini kuş söyle, köpek uçmak istemiş söyle... Yok bizimki bir başlardı yanık sesiyle Küçük Emrah kaşlarıyla aşk türkülerine hem de gözümün içine baka baka. İçim çekilirdi yerin dibine girerdim. Tüm sınıfta bildiği için çocuğun aşkını kıkır kırkır gülerdi. Onun ilgisini atlamayalım. Çocuk her geldiğinde bana şarkı söylerdi yani.

Sonra benim yıldızım çok düşük. Biri bişey dese hemen bi yerime bişey yaparım. Muhteşem güzelliğimden değil yaw yıldızım düşük işte. Lisedeyim okuldan çıkmış eve dönüyorum. Saç baş dağılmış. Gömlek bi tarafta hırka bi tarafta. Çanta desen ağırlıktan popoma çarpıp duruyor. Çekiciliğim full üstümde yani. Tam Sıhhiye civarına yanaşıyorum ki bi ses duydum;
" Sen ne güzel şeysin öyle"
Duymamla yere yapışmam bir oldu. Kıç baş dağıldı. Çorap parçalandı, iki dizim de kan revan. Hayır o değilde yani yıldız mıldız ben üstüme alınsam da sen bak şu tipime nasıl alınırsın bunu üstüne... Nasıl nazar olursun! 
Ay geldi bide amca yanıma, çok pardon benim yüzümden oldu, yardım edeyim size, demesin mi!
" Gerizekalıııı sen hem bana nazar et hem de gel yardım et. Defol git yanımdan" dedim. Kanayan dizlerimin,  yırtık çorabımın, iyice dağılmış saçımın, tozlanan üstümün başımın arttırdığı seksilikle eve gittim. Eh o amca da ilgilenmişti benimle bir erkek olarak.

Yani bu ilgilerden en hoşuma giden tabiki Diceyimdi. O günkü yakınlaşma bana baya bi gitti desem yalan olmaz... Tamam ya yalanla dolanla, zorla morla. Adam tuttumu bileğimi baktı mı gözlerime sen ondan haber ver. Yani bana göre yakınlaşma olan şey belki de ona göre sosyal sorumluluk projesinin bir parçasıydı. Hani düşene bir tekme de sen vurma gibi. Ha bu yorumu şimdi yapıyorum o zaman içinse o da bana deli gibi aşık demişimdir muhtemelen...

Her zamanki yerimizi kapmamız zor olmadı. Dicey kabininin yanı. Adamın yandan popo profilini görmek bana ne katardı hiç anlamış değilim. Kapkaranlık bir ortamda görmeye çalıştığın bir gölgeyle yaşanan aşk. Aaa niye öyle diosun bileğimi iyileştirdi o. 

Uzun zamandır kurtlandığımız gerçeği deli gibi dans etmemize neden oldu. Tabi bir ara benimki gelip "Bileğin iyileşti galiba" deyince farkettim deli gibi tepindiğimi. Ne bileği diyecek gibi oldum, söylemesi ayıp balık hafızayımdır da, sonra toparladım. Umarım anlamamıştır diye baya bi dua etmedim diil. 

Neyse Kimliğe gelen yaşça bizden biraz büyük bi çocuk vardı. Arada karşılaşır selamlaşırdık. Çok muhabbetimiz yoktu, hatta hiç muhabbetimiz yoktu sanki. Ayy dur hakkını yemeyeyim bi gün bize iyilik ötesi bişey yapmıştı. Anlatıyorum hemen. 

Yüksel caddesinde hala var olan bir cafe vardı. Yemek için gittiğimiz mekanlardan biriydi kendisi. Bir de meşhur kedisi vardı. Turti çok severdi o kediyi. Kedi sarı bişeydi. Hastalıklıydı galiba. Ağzından kulağına, bacağına, yanağına doğru hep bir salyayla gezerdi. Hani şu cebine zincir takan çocuklar gibi. Hep masaların altında gezerdi. Yemek artıklarını yerdi. Bazen de birileri acır yemeğini paylaşırdı. Benimse kankamdı kendisi. Öyle bir işin içine girmiştik ki ikimiz akla zarar. Turti bunu ilk gördüğünde bi midesi bulandı, bi yiyemedi. Tabiki ben yedim dönerinin kalanını. O günden sonra doymayacağımı anladığım her gün Turtiye kediyi gösterir oldum. Ehuehu Turti kediyi görünce iştahı kapanır, Turtinin yemeğini kediyle ben paylaşırdım. Kedi de bu işbirliğini anlamış olacak ki Turti yemeğini yarıladığında ortaya çıkardı. Sonuç olarak Turti hep zayıf kaldı. Kediyle ben ise duba. 

Yine günlerden bir gün yemeğe gittik. Paramız da çok yok hani. Ucu ucuna yedik bişeyler. Kalkmamız lazım geç kalıyoruz eve. Bekle bekle garson gelmedi. Hadi kalk yolda görür öderiz dedim Turtiye. Sonra biz kalktık. Alt kata indik, dışarı doğru yöneldik. Hiç bir garsonla karşılaşamadık. Bak Allahın işine deyip çıktık gittik. Ay nasıl da mutluyuz. Az olan paramız da bize kaldı diye. Tam kakada kikidi yürürken, Turti lönk diye durdu. "Atkımı unutmuşum!!" Demekki napacakmışsın öle bak Allahın işine deyip çekip gitmeyecek mişsin... Hayır o değil kafeyede dönemeyiz. Şimdi olsa bırak kızım yenisini alırız derdim ama o zaman öyle değil. Oturduk Yüksel caddesine ne halt yiyeceğimizi düşünüyoruz. Sonra bu büyük abi geldi yanımıza. Yavşak yavşak naber kızlaaar? Seni Allah gönderdi dedik. Tabi hesabı ödemedik kaçtık demedik. Hemen uydurmasyon bir senaryo yazdık. 
"İçerde bi kaç çocuk bize asıldı. Bizde kavga ettik. Şimdi içeri giremeyiz ama atkımız içerde kaldı!" Dedik
Hep mi "erkek" erkekler bulur bizi yaa. Bu bi dayılandı. Sanki abim. Kim o asılanlar gösterin bana, asarım, keserim... Haydaaaa sana mı düştü lan bizim namus bekçiliğimiz. Sen akıllı bi çocuk ol ve söyleneni yap. Yok anacım yok illa dövecek. Hayır git şu masayı döv desek dövecek. Git döv herkesi döv ama bizden o kafeye girmemizi isteme. Neyse sonunda ikna oldu. Atkının düştüğü masayı tarif ettik. Aldı geldi. Altın bulmuş gibi olduk varyaa. Neyse bu seferlik sizin için affettim ama bi dahakine dalacağım dedi. Bizde tamam tamam söz, dal.. Dedik ve uzaklaştık.
İşte böle bi iyilik yaptı bize bilmeden. Gerçi benim hayatımda şöle bi manyaklık var 5₺ bulsam yolda 1500₺ kaybederim. Zaten bu olaydan sonra da aynı caddede cep telefonum çalındı. Yani benim salaklığımdı ama olsun. Sen şeffaf çantanın ön gözüne telefonunu koyar kalabalıkta dolanırsan biri kolayca alıveriri işte. O günden beri hiç böle şeyler olmadı ama bi maceram daha var kii sonra anlatarım onu da. 
Evet bu arkadaş geldi Kimliğe. Başladı dans etmeye. Sonra baktım bana doğru yanaşıyor dans ederken. Hem de böyle sapık sapık dans ediyor. Kenara çekileyim desem kenar yok. Kimlik tıklım tıkış. Hani arkadaşız biz gülüşü de atıyorum adama. Ama yok yanaşıyo habire, az sonra öpüşces yani istemsiz o kadar sıkışık ki ortam. Ya da zatı muhterem direk becermek amaçlı yanaşıyodu bana tam bilemedim. Tam da bu sırada Dj kabininden bir ses yükseldi;  "Oğluuum bi baksana bana sen..." Çocuk gülümseyerek benden uzaklaşıp kabine gitti. Geliyorum güzelim sen üstüne rahat bişiler giy buzlu viski hazırla der gibi. Viski içmem hatta içki sevmem, üstüme rahat bişey giysem o da ayıcıklı pijamalarım olur. Allahıım bişey yap bu çocuk beni yiyecek. Ay hiç öyle yırtık bi tip olmadım ki ben. Ben hep aşk kadını pembe hayaller falan. Adamın biri bana sarılsa naparım onu bile bilmiyorum o derece yani. Diceyimle bişey konuştular ve çocuk birdaha hiç yanıma gelip dans etmedi. Ay resmen 15 saat doğum sancısı çekip doğuran kadın kadar rahatladım. Ayyy canım Diceyim. Kesin o benim uzak dur dedi. Ay tabi ben seninim başkası olamaz asla...
Sonra bir ses yine kabinden ve bana dikilmiş iki göz yine kabinden.
" İçinizde bana göz koyan varsa şunu bilsin ki ben Kimliğe aşığım...." Haydaaa sevinem mi üzülem mi bilemedim. Şimdi çocuğa bişey dedi. Beni elinden kurtardı. Dedim hah aşık bana tam göbek havasına döncem ben Kimliğe aşığım ne demek lan. Hayır öle bir kız ismi de olamaz. Bide gözümün içine baka baka söledi pislik. Bayılırım zaten böyle duygu durum değişmelerine ben. Yani şimdi bile bakınca ahlak zabıtası değilse herhalde bizi korumak ona düşmedi, hoşlanmalı bir durumlar var diyor insan amma velakiin sonra olanlara bakınca da demekki ahlak zabıtasıymış diorsun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder