Zamanım evde günlük yazarak, sıcaktan bunalarak! Big Toff yiyerek- ona yemek denirse tabi bu malum markanın o dönem en sevdiğim dondurmasıydı. Üst üste beş tane yeme kapasitesine sahiptim. Ama ne tat. Sonra kaldırdı firma onu. Çünkü benim yeme kapasitemle kar zararın birbirini örtüşmediğini düşündüler zannımca- şarkılardan fal tutarak ve babama küfrederek geçti. Bu arada ablamın ameliyatı da ertelendikçe ertelendi. Doktorun çocuğu hastalandı, özel oda boşalamadı, hemşire regl oldu, hasta bakıcının evine hırsız girdi, kapıdaki simitçinin annesi vefat etti. Herşey üst üste geldi ablam bi türlü ameliyat olamadı. Annem de gelemedi haliyle..
O değil de şunu anlamıyorum. Annem sevmiş evlenmiş. Yıllarca bizzat kahrını da çekmiş. Ben bu olaya dahil olmak zorunda mıyım? Neymiş efendim anne babamızı kendimiz seçiyormuşuz! Evet doğru anneciğimi o kadar manyağın içinden seçip çıkarttım ama babamı walla da billa da ben seçmedim ay! İçlerinden istediğimi işaret ederken tamam bunun babası bu olacakmış diyen tipleme şaşıymış herhalde. Kara bahtım kör talihim taşa bassam iz olur.
Bu arada gündüz eziyetlerini geçtim bir de gece eziyetleri başladı. Site kızları şıkır şıkır giyinip her gece discoya gidiyor. Ben de arkalarından " Dikkatli olun kızım başınıza bişey gelmesin ben burda bekliyorum sizi!" diyen anne modeli olarak arkalarından su döküyorum. Bi kaç kez döktüm gerçekten çabuk gelsinler diye. İlk gün acemilikle bir sürahi dökmüşüm. Oha oha sabaha karşı dörtte geldiler. Sonra akıllandım bardakla döktüm iki gibi geldiler. Ertesi gün dedim iki damla dökeyim. Ahahah olmaz olmaz ya disco da kavga çıkmış bunlar bir saat sonra tıpış tıpış evlerindeydiler. Walla denk mi geldi benim yüzümden mi oldu bilmiyorum ama içten içe acayip sevinmedim diyemem yani...
Bir iki hafta böyle geçti. Peder, hastaları, can sıkıntısı, muz kabuğu... Bize gelen hasta potansiyeli denize girerken kıyıda pusuda bekleyen manyak bir balığın ayak altına bıraktığı ve ayağın hafif çaplı kesilerek alındığı kılçığımsı bişeyden ibaret. Ha şeker hastası teyzelerde yok değil. Ya da kıyıda ayağına cam batanlar. Aman neyse işte geliyo bişeyler de en çok bu balık olayı var. O güne kadar hep duacısı olmuştum balığın ta kiii bana musallat olana kadar. Denize girmemle çıkmam bir oldu. Anam anam nasıl bir acı nasıl bir yanma ölecem. Üstüne de basamıyorum. Herkes noldu kram mı girdi falan dio, ben diemiom ki ekmek teknemiz bana kazık attı. Acıdan konuşamıyom. Kör topal eve geldim. Babam ayağımdaki o şeyi çıkardı ve vasiyetimi yazmaya başlamam gerektiğini bildiren olayı açıkladı. En az üç gün denize girmeyeceksin, yoksa iltihap kapar ve daha uzun tedavi gerektiren sonuçlar doğurur. Ay öldürün beni yakın küllerimi de denize dökün. Ben başka türlü giremeyeceğim bu denize yaaaa....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder