Yaşamak güzel şey. Ama yaşamak... Çocuk olmak, ergen olmak, yetişkin olmak, baba olmak, dede olmak... Doya doya dolu dolu yaşamak...
Öyle küçücükken dünyadan uzaklaşınca yaşamak olmuyor işte. Onbeş yıl yetmiyor yaşadım demek için.
Bırakmadılar ki yaşasın, büyüsün, görsün, doysun... Yaşamak nedir anlamaya vakit bulamadan göçüp gitmek zorunda bırakılmış minicik bir beden...
Çok üzgünüm be çocuk! Bırakıp gitmek zorunda kaldığın için, doyamadığın için, hayallerin gerçekleşmediği için, anneciğini hiç bitmeyecek bir acı içinde bırakıp gittiğin için çok üzgünüm...
Kim doğru, kim yanlış tartışmak anlamsız. Anlamlı olan ve bildiğim tek şey içinde kocaman ve hiç sönmeyecek bir yangın çıkmış bir anne... Bir de minicik bedeniyle yaşadığı acılara karşı koyamamış güçsüz düşmüş, tutunamamış bir çocuk...
Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder