Liseli tayfasıyız. Hani böle montun önünü asla kapatmayan, kapşonuna annelerin vitrininde hiç kullanmadığı kristal bardak muamelesi yapan, kış günü ten rengi ince çorap giyip götü donmayan, eteğini pilesine kadar katlayan cinsten. Gerçi ben hocaların etek kontrolünden sonra hemen kısalttırmıştım. Sonra hocalar "Aç bakiim eteğinin beliniii" deyince savaşta galip gelmiş asker edasıyla belimi gösterirdim. Hoca da muhtemelen bunun annesi de fena canıımm diye düşünürdü. Ama lütfen yanlış anlaşılmasın kısalık. Hiç popom görünmedi. Merdivendeki erkek grubu en uzun etekli kızın bile bacaklarını görmeyi başarmıştı ne de olsa. Nema problema...
Gitmiş bi kafe bulmuşuz. Nerden nasıl hiç hatırlamıyorum. İçinde de şansımıza hep hoş çocuklar. Öle paylaşmışız çocukları. Kimse de kendisininkinden başkasını beğenmemiş. Ne adaletli kızlarmışız. Genelde hep aynı kişiye beş kişi aşık olur ya aynı anda.
Çocuklar çok eğlenceliler bide. Büyük ihtimalle biz gitmeye devam edelim diye de yakın davranmalar var. E nede olsa para kazanıyorlar üstümüzden. Ama biz olaya öle bakar mıyız hiiiç. Kız kafası nasıl aşık bana, bak bak bakıyoo, ay güldüü... Sabahlara kadar fal bakmalar, kritik yapmalar, akıl almalar ve hep aynı sonuca varan konuşmalar. Bu çocuk sana kesiiin aaaşşşşıııııkkkkk. EGO ya geeeel.
Sanırım bi tek bi arkadaşımız için geçerliydi bu aşk meşk. Çünkü bi tek o arkadaş çıktı hoşlandığı çocukla. Biz küçükken piyasa manyak bi yüzük satma stratejisi geliştirmişti. Şu cam yüzükler yok mu! Neymiş efendim dilek tutup takacakmışsın kırılırsa dileğin oluyormuş. Bizde küçüğüz, dileğimiz çok, en önemlisi de bişey olsun da gerçek olsun derdindeyiz. Heryerimiz yüzük dolu. Bide şu sevdiği çocukla çıkan arkadaşın dilek yüzüğü elinde patlayınca iyiden iyiye inandık bu olaya. Benimki bi türlü çatlamayınca herhalde düzgün dileyemedim diyerek camdan aşağı fırlattım attım. Yeniden aldığım dilek yüzüğümse çok sağlam çıktı. Neler yaptım kırılsın diye de bana mısın demedi. Biz öle bir iki sene maaal gibi baktığımızla kaldık. Ee yüzük kırılmadı ya ondan çıkamadık biz çocuklarla yoksa öldüler bizim için...
Bu arada yaş 16, bilindiği üzere disco, bar yasak, ders çalışmak evde oturmak serbest yaşı.. Sigara da satılmıyodu 18 yaşından küçüklere sözüm ona. Bu yaş olayının uygulandığı tek şey oy kullanımı ve discolara girişti sanırım. Hayır o değil sanki 18 olunca kafası çalışıyo gençlerin. 16 da aptal.
Opera... Barın adı. FM in sokağına yeni açılmış. Yeni açıldı die müşteri de toplayacak kimlik falan sordukları yok. Gerçi her girişte izbandut abi şöle bi bakış atardı "Biliorum küçüksünüz cıfırlar salak sanmayın beni sesimiz çıkmıyo diye hadi gözüm görmesin gidin kurtlarınızı dökün, birilerine bulaşıp kötü alışkanlıklar da edinmeyin!"
Evden nasıl çıkabilip barlara kadar gidebilmiş diosunuz dimiii? Dershane saolsun... Yani cumartesi günleri ders çıkışı hep etüde kalan bilinçli, zeki çocuklardık biz. Allahtan ailelerimiz de bunun tersini hiç düşünmedi. Hatta öğlen yemek yemez harçlığımızı biriktirirdik. Test kitabı fln alırdık. Zaten onunla da anca bi kola içerdik Opera da :) evet kola. Hiç sevmedim birayı. Hala da sevmem. Ben Absolute bull alayım desem üç haftalık harçlığı yatırmam gerek. En iyisi kola işte. Annem yediğim her haltı bilirdi. Yaptıklarım yüzünden bi gün kalp krizi geçirecek korkum olmasa herşeyi anlatırdım. Gün geldi öle bişey anlattım ki fenalaştı kadın zaten....
Bara girmemizin yasak olduğu bir yaşta bir bar Diceyine aşık olmanın dayanılmaz ağırlığını anlatamam sizlere. Bi gördüm deli aşık oldum. İlk kez bu kadar aşık oldum. Gerçek aşkı buldum. Her yeni hoş çocukta yaşadığım bu çoook aşığım durumunu tabiki bunda da yaşadım. Ha ertesi gün biri çıksa gelse ona da çoook aşık olurdum. Kişilik özelliğim çoook aşık olmak.
Bizim kızlara göre koca götlü çim adam olsada bana dünyadaki en yakışıklı beyaz atlı prens gibi gelirdi hep. Turti hariç pek disco seven yoktu çevremde. Ama sırf ben Diceyimi göreyim diye kusa kusa gelirlerdi benimle. Tek ve en büyük nedenim Diceyim olsa da dans etmeyi de çok severdim. Bide Turtiyle ortak dans figürlerimiz fln vardı. Pistin ortasına geçip onları yapardık. Millete sükse olurdu ya da olmazdı. Biz bi halt zannederdik kendimizi. Bide böle gidip oturduğumuz masa fix. Diceyimin kabininin yanı. Olurda biri bizden önce gelmiş ve oturmuş olursa dünyam kararırdı. Diceyim bana aşık mıydıııı? Hiç sanmıyorum. Ama o naparsa hep üstüme alınırdım. Saolsun arkadaşlarda gaz verirdi. Hani şu kitaplarımın her yerinde adı yazan şahsiyet bu. Annemin silmek için cebelleştiği. Bi ara da ona yazdıklarımı buldum. Allahım yaa her aşık olduğunda bu kadar çoook mu aşık olur insan:)
Çalışkan bi blogcu ol ve çok yaz ki biz de kendi salakliklarimizin yansimalarini burda gorup "ehhe ehe yek salak ben değilmisim ki yaaa" diyebilelim:)
YanıtlaSil