17 Mart 2014 Pazartesi

OPERA AREPO AŞK KŞA

Nerden bulduk, niye gittik, kim götürdü bilmiyorum amaa Opera cumartesi, pazar dershane sonraları uğrak yerimiz oldu. Biraz da deşarj alanımızmış şimdilerde bakınca. Operadan çıkınca koştur koştur eve gider, uyurduk... Gece uyanıp sabaha kadar ders çalışırdık. Hafta içleri de bu rutinde geçerdi. Okuldan gel uyu, gece uyan, Turti kahve yapsın, sabaha kadar ders çalış, arada bi fal bak, aşk meşk konuş, ümitlen:) 

Özgürlük biraz da meslek sahibi olup ayaklarının üstünde durabilmekle gelir düşüncesi üniversiteyi kazanmamızda büyük role sahipti. Yani ideallerimiz yok değildi. Ancak en büyük tutkumuz istediğimiz an, istediğimiz yerde, istediğimiz kişiyle olmaktı. Bu da ancak evden kurtularak olurdu bizim için... Ha bu arada yaş 35 hala tam olarak istediğim yerde, istediğim zaman, istediğim kişi ile olabildiğim söylenemez. Birileri bi büyü falan mı yaptı ne! Walla sağlam büyüymüş ne diyim. 

O karanlıkta nasıl gördüm onu da bilmiyorum ama aşığım deli gibi, köpek gibi, uğruna ölecek gibi. Gerçi hayatımın geneline bakacak olursak az aşık oldum dediğim kimse de olmamış hani.. Diceye olan aşkımı bir görseniz sanki beşik kertmesiyiz, sonrasında da 35 yıl birlikte olmuşuz da adam olmadan nefes alamaz hale gelmişim gibi. Gerçekten olan ise haftada iki gün bi kaç saat gördüğüm ve aramızda gülümseme harici hiçbişey olmayan bir ilişki. İlişki bile değil adı etkileşim, etkileşimim hatta :) Yeminle mahalle bakklıyla bile daha büyük aşk yaşıyorum. Yani bu yaşadığım şey aşksa bakkalı daha çok görüp daha çok muhabbet ediyorum... Abi bu kaç lira? 5 liram var bide şundan alsam. Borcum borç walla getircem gibi.

Aşkın gözü kör gerçekten. Ulan Watt orası disco-bar ve senin yaşın 18 değil ve polisler barlara baskın yaparlar ve senin gibi minnoşları alıp götürüp karakoldan ailelerini arayıp geldiklerinde deee onlara teslim ederler. Göze aldıklarıma bakacak olursak aşkta ben de köpkörüz. 

O değil de polis alsa götürse kör bi kuyuya atsa, domuz bağı yapsa mükafat olur bana. Ya Peder anaaam düşünsene adamda zaten böle bi sürekli karakoldan toplamış havaları, atarlanmak için doğmuşum ayakları. Beni ettüdde zaneden pederimi evden polis memuru Memet arar. 

"Ben polis memuru Memet. Kızınız karakolda yaşı 16 olmasına rağmen bara gitmiş. Kimlik kontrolünde tespit edildi."

Anam anam düşünmesi bile acıttı canımı. Peder kesin tüm kemiklerimi oracıkta kırar, ardından alçıya alır, kaynayınca bi daha kırar, damarlarımdan haroşe kazak örerdi. Ama işte körlük ve aşk durumu bide hepimizde olan bana bişey olmaz. 

Bir cumartesi yine dershane çıkışı buluştuk Turtiyle başladık Operaya doğru yürümeyee.. Ortamda duyulan tek sesse kalp atışım. Tüm Kızılay da yankılanıyor. Güm güm. Öle heyecanlanırdım ki pancar gibi girerdim Opera'ya. O değil utancımdan bakamazdım bile adama. Baksam da tam göremezdim karanlıktan. Ne halt yemeye ordaydım bilmiorum. Ben Adriana Lima ya Victoria's Secret defilesine çıkıyorum adamın önünde podyuma o da benim için ölüyo...

Kapıda bizim izbandut yine beklemede bizde gülücükler şirinlikler evet her ctesi olduğu gibi yine geldik bakışları. Tam kapıdan adımımı atıcam kii bizim izban elini uzattı. Aha dedim ayıcığın içine insan kaçtı galiba. Benim bir lady olduğumu anladı ve basamağa çıkmam için yardımcı olacak... Ardından kocaman bir ses "Kimlikler"....

Allah seni naapsın izban... Her ctesi gelirken iyiydi demi. Ne oldu ha nooolduuu. Tabi müşteriniz arttı bizim gibi küçüklere ihtiyacınız kalmadı. Pislik kıskanıyosun dimi sana bakmıyorum da Diceyime bakıyorum diye. Aşağıda benim çocuklarımın babası var ve sen bana kimlik diorsun... 

Çantaları karıştırmaya başladık. E ablalardan öle gördük. Büyük demek kocaman çantasında bişeylerini bir saat arayan demektir. Bak tesadüfe bulamadık kimliğimizi, evde unutmuşuz dedik. Bir kere öpsem, yemek ısmarlasam, bi bebe bisküvisi versem muzlu.. Biskrem yoktu o zaman olsa teklif eder Operaya girerdik zaten... 

Evin yolu da uzun olunca alırdık bebe bisküvisini, atardık dershane kitaplarını yere otururuduk, körüklü otobüsün en sonuna hoplaya zıplaya bi yandan geyik yapar, bi yandan bisküvi yerdik. Bir saatlik yolculuk nasıl geçer anlamazdık bile.

Ay almadı ya bizi içeriye...  Ne ağladım ne ağladım.. Küçük Emrah gibi kaşlarım düştü, yetim öksüz kaldım... En kötüsü artık evlenemeyecektim. Çocuklarımın babası aşağıda ben se yukarıda kalmıştım. Aramızda bir kaç basamak ve kocaman izban... Alacağın olsun adam inşallah sen de evlenemezsin... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder