Hönkürmem bitince baya uzun sürdü de bastık FM e gittik. E o halde eve de gidilmez. Dünyam yıkılmış. Evde kalmış kıs kurusu olmuşum. Orada da ağlamaya devam edince herkes bi dikkat kesildi tabe. Bi bizim masaya toplandı hoş çocuklar grubu. Kafamı bi kaldırdım ölmüşüm, cennete düşmüşüm, biscolata erkeği duymuş durumumu gelmiş beni teselli etmeye.
Allahım nasıl hoş bi adam var karşımda. Haydaa bu nerden çıktı. Yoktu FM de böyle bişi. Beni mi merak etti. Benimle tanışmaya mı geldi. Yok canım bana ne bakacak. Turtiye gelmiştir o diycem. Ama Turtinin Victory de orda bizim masada. Hem zaten Turti nemrut, birine aşık olur ona bile yüz vermez. Buna mı bakacak. Yok yok benim için geldi derken, salyamın, sümüğümün, çapağımın birbirine karıştığını farketmemle kendimi tuvalete atmam bir oldu. Bu öyle bi dönemki peçete falan da çok yok hayatımızda. Hani bilirsiniz böyle pidecilerde falan ağzını silmen için pembe zımpara getirdikleri dönemler.
Tamam yüzü gözü yıkadık bişeye benzedik te bu havuç burun niye düzelmiyo yaaa. Yukarıda hayatımın erkeği duruyo ve ben palyaço gibi, kardan adam gibi saçma sapan bir burna sahibim. Yarım saat fln yıkadım burnumu düzelsin diye. Sonra biraz da klozete oturup acaba noldu derse ne desm diye plan yaptım. Şimdi aşık olduğum adamı göremedim dersem elimden kaçırırım. Babam evden attı desem ne o öle kezban gibi. Dershane falan amaan saçmalama çoluk çocuk der. Ne diycem yaa diye düşünürken daha büyük bir problemim gözüme çarptı. Burnum hala pancar gibi. Bi de ağlayınca bi şişiyomu noluyo yaa. Oldu mu hokka burun kocaman. Ya pancaaar düzelseneee eğer çıktığımda hayatımın erkeği gitmiş olursa seni koparırım haa diye tehdit ettiysem de burnum bunu pek tınlamadı. Yarım saatin sonunda ben biraz daha insana benzeyince çıktım tuvaletten. Saçımı başımı düzelttim azıcık ta makyaj. Makyaj dediğim de şeffaf rimel ve parlatıcı yani. Küçükken bile süremezdim öle pudra, fondöten. Bi terletir beni. Kış ortasında ekvator etkisi bende fondöten. Masaya giderken nasıl hüzünlü, gizemli bir tavır sergileyeceğimin provasını da yaptım tuvalette. Tamamdır. Hayatımın erkeğiyle tanışmaya hazırım.
Basamakları çıkınca mutluluktan uçma ifademi saklamak için tiyatral yeteneğimi kullanmam gerekti. Var öle bi yeteneğim. Lisede başladı hep oldu, hala da sahibim desem yalan olmaz yane. Allahım masanın başında dikilen prens oturmuş masama beni bekliyor. İşte bu ya dedim. Bi yandan da vicdan yapıyorum ha! Diceyime haksızlık oldu diye. Amaaan napiim görüşemeyeceğim bir adam için ölemem ya. O da başka birini bulsun canım. Zaten boyu da kısaydı. Aslına bakarsan çirkin bile sayılırdı. Hem Dicey işte eve alıp koca da yapılmaz ki. Sonra çocuklarımız okula başlayınca ne diyecek baban ne iş yapıyor durumuna. Herkes avukat, doktor derken.. Babam Dicey... Yani bi bok olamamış, ordan burdan şarkı seçip çalmayı başarmış mı!
Ay bu arada aklıma geldi bizim lisede bi Edebiyat hocamız vardı. Ne manyak adamdı yaa. Hiçbir edebi yanı yoktu adamın. Kibarlık desen uzağından bile geçmemiş. Küfürbazın tekiydi. Böle okula yeni başlamışız. Tanışma faslı. Seceremizi anlatıyoruz. Bi arkadaş kalktı. Başladı bizimki sormaya annen baban ne iş yapar, nerelisin? Bu nerelisini de hiç anlamam. Yani mesela ben annem göçmen, babam adanalı. Ama korkulacak bi yanım yok. Yani hiç üçüncü sayfa haberlerinde çıkan Adanalılardan olmadım. Neyse kız başladı anlatmaya.
"Baban ne iş yapıyor?"
"Serbest meslek hocam."
"Tamam anladık taa ne iş yapıyor?"
"Serbest meslek"
"Kızıııım pezevenklikte serbest meslek ne iş yaptığını soruyoruuuum!" Deyince kızcağız
"Taksi şöförü" deyip yerin dibine girip oturmuştu. Bizde gülmekle şaşırmak arası bi efekte bürünmüştük.
Zaten bi keresinde de aynı adam sınıf başkanı derse geç kalınca "Hoca osurursa cemaat sıçar" demişti. Ay ne manyak adamdı yaaa.
Geçtim masaya oturdum. Böle minik minik burnumu da çekiyorum ki, neyin var diye sorsun diye. Ay bi türlü bişey demiyor. Domuz, az önce filmi seyretmeye toplanmıştın. İçeriğini öğrenmek için çaba göstersene. Neyse adını falan öğrendim. O da tanıştık sanma. Bizim Turtinin Victory si seslendi de ordan yani. Conqueror muş adı. Böle uzun, iri, kaslı. Al beni savur beni, at duvara çarpayım kendime geleyim hissi veren bişey.
Hayır o değilde biz lisedeyken çoluk çocuk olduğumuzu neden anlamıyoruz da kendimizi hep bi kocaman zannediyoruz. Biz derken tüm lise çağı canlılardan bahsediyorum. Conq en az 25 yaşında falan bense 16. Nasıl benden hoşlanmasını bekliyorsam. Bi kere muhabbetim bile çekilmez lan. Git sen barbilerine kazak ör dese yeri var. Ama olsun ben çok hoşum ve o bana aşık olduğu için yanımıza geldi. Nasıl bi çekicilikse benimki de her gören şıp aşık oluyor. Neyime kısacık oğlan gibi saçlarıma mııı ( bu arada bi lise mezuniyet fotoğrafım var kısacık saçlı ay nasıl yakışıklıyım.. evet evet yanlış duymadınız yakışıklı:), kulağımdaki bin küpeye mi, şişe dibi gözlüklerime mi? Ama lütfen bi dakka haksızlık etmeyelim. Hep çekici ama gerçekten çekici bir yanım vardı. Memelerim. Annemin karnında az daha dursam ya meme ya da göz olarak doğacakmışım ben. Sanırım doğduğumda yetmiş beş beden falandı bunlar. Kızların ki limonken benimki diyarbakır karpuzuydu. Onlarınkine fincana ölçerken benimkileri dipsiz kuyuya sallamışlardı. Ben neler çektim onlardan kimse bilmez. Ama ortamda hep çekiciydim memelerim yüzünden. Yolda fantazilere bile konu olmuşlardır yani. Bide şu konuya açıklık getireyim. Büyük ve dik meme yoktur. Yerçekimi diye bişey var kardeşim. Adam yıllar önce bulmuş yani. Anca silikonla olunur Samantha Fox. Kimsenin bana öle hemen aşık olduğu falan da yoktu. Bu böle hep özlemini çektiğim birşeydi bence. Özgüveni yüksek, popi kızlardan olmadım hiç. Yanımda sıskaları gezdirdiğim için gittiğimiz ortamlarda kimse bana bakmazdı. Hep onları beğenirlerdi. Ben de mal mıymışım neymişim şöle iki çirkin taksana yanına. Ortamda dikkat çek. Hep çok eğlenceli bulmuşlardır beni deee bilirsiniz erkekler öyle eğlencene bakmaz önce bi tipine bakar gelir. Ne ikilem yaşamışım bee tipsizlikle tiplilik arası gitmiş gelmişim...
Eeee sonra sonra?
YanıtlaSil